Yarattığın dünyadan ibaretsin, ne bir eksik ne bir fazla.

31 Aralık 2012 Pazartesi

2012 Almanakları

Abdullah Gül, 01.01.2012'de yani bu yılın ilk günü yayımladığı mesajda "2012'nin tüm dünyada ekonomik ve siyasi açıdan zor bir yıl olacağını belirtirken kendi içimizde dayanışma halinde olmamız gerektiği her zamankinden daha fazla önem taşıyacağını" söylemişti.

Bu söz ile yaptıkları arasında tutarlılık gösteren (üniversitelere 4 oy (1'si de kendi oyu) alanları  rektör olarak ataması; kendisinin cumhurbaşkanlığı seçimlerine tekrar aday olmasını yasayla yasaklamaya çalışan civanım delikanlı için "Arkadaşlığımız, ilişkilerimiz kardeşten öte. Günü geldiğinde oturur konuşuruz." demesi, MİT'in yeni görevlerini tanımlayan ('Cumhurbaşkanına silahlı saldırı' diye bir maddesi dahi var!) yasa tasarısını jet hızla onaylaması, Türklerin bağımsızlık mücadelesi olan Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası 30 Ağustos Zaferi kutlamalarının, kulağı rahatsız olduğu için iptal edilmesini içine sindirmiş olması,  vs vs...) kişilerin başında kendisi gelmiş gibi bir his var içimde.

Koca bir yıl boyunca başka kimlerin, kendi içinde ne kadar ve nasıl bir dayanışma sergilediği konusunda ufak da olsa ipuçları elde edersiniz umuduyla aşağıdaki almanakları dikkatinize sunuyorum:

2012 Almanak - Cumhuriyet tarihinden 'ilk'ler
2012 Almanak - Civanım delikanlı
2012 Almanak - Adalet, Hak, Hukuk
2012 Almanak - Diğerleri ne dediler?
2012 Almanak - Çizgilerle 2012

Gelenin, gideni aratmadığı bir yıl dileklerimle...

2012 Almanak - Çizgilerle 2012




2012 Almanak - Diğerleri ne dediler?

Abdullah Gül

Yılın ilk ayında Abdullah Gül ile Çankaya'da tanışıp sohbet eden 10 şanslı Türk vatandaşı akıllarına takılanları sordular. İşte seçilen en iyi 10 sorudan 8'i ve özet yanıtları:
1. BM sekreterliğini kabul eder misiniz? Hiç düşünmedim.
2. Polise sendikal hak ne zaman? Sendikalaşma ideolojik bölünmelere yol açar, Türkiye'yi sarsar. (Keşke bölünmelere yol açan tek şey sendikalaşma olsa...)
3. Yabancı tabelalar konusu? Kültürümüze güvenmek lazım.
4. Gündüz kuşağı yayınları ve diziler? Üzerinde ciddi durulması gerekir. RTÜK inceleme yapıyordur. (Nerde kaldı kültürümüze güven, di mi ama?)
5. Her yer beton.Çocuklar n'apacak? Belediyeler sosyal ihtiyaçlara kaynak ayırıyor. (Beton döktükleri parklara plastik ağaçlar yerleştirerek mi?)
6. Kesintisiz dershane süreci? Eğitim sistemimizdeki yetersizliği gösteriyor. (Nerde kaldı otomatik portakal, ay pardon otomatik pilota bağlanmış eğitim?)
7. Gelir adaletsizliği konusu? Genel ekonomik açıdan bakmak lazım. (Belediye

30 Aralık 2012 Pazar

2012 Almanak: Bülent Arınç - Egemen Bağış - İdris Naim Şahin

Bülent Arınç:

"İlk kez içtikleri için ya da aşırı doz nedeniyle rahatsızlanmış olabilirler." (Okul sütü projesi kapsamında birçok ilde sütten zehirlenen çocuklar için açıklama yapıyor. 10 yıllık iktidarları sayesinde ilkokul gelene kadar çocukların süt içmekten mahrum kaldıklarının itirafına sevinmeli mi, bilemedim.)

"Emrediyorum." (Adana'daki Ulu cami ve medresesini ziyaretinde, çiniler üzerindeki Arapça yazıları okuyamayan Vakıflar Bölge Md.'ne tepki gösterdi. Yazıyı okumayı beceren Basın yayın enformasyon il md'ünü överek "Siz yer değiştirin." buyurdu. Aynı gezide, belediye başkanı Azim Öztürk'ten Ziya Paşa'nın bir şiirinden beyit okuması isteğini dile getirirken...)

"Terörle son 3 yılda yapılan mücadele, son 30 yıldır yapılan mücadeleden 50 misli başarılı sonuçlar verdi." (Artan terör olaylarıyla ilgili konuşuyor..)

"Halkın reyleriyle

2012 Almanak - Adalet, Hak, Hukuk

Aşağıda listelenen olaylar münferit olmayıp, burada sadece birer örneklerine yer verilmiştir. Gülmek ya da ağlamak sizin kendi iradenize bağlıdır... 

Terörist Apo'yu Kenya'dan getirmek onuruna sahip emekli Korgeneral, milletvekili seçildiği halde serbest bırakılmayan Engin Alan'a Balyoz'dan 18 yıl; cezaevindeyken milletvekili seçildiği için serbest bırakılan BDP milletvekili Sebahat Tuncel'e pekaka üyesi olmaktan 8 yıl ceza verildi.

Fikret İlkiz, Tora Pekin ve Eren Mustafa Şener isimli üç gazeteci yazdıkları kitaplar nedeniyle 'adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ettikleri' gerekçesiyle yargılanıyorlar.

İstanbul'da bir mağazanın çıkışında çaldığı montla yakalanan hırsız için hakim "Daha pahalısı vardı, onu alabilirdi, ucuzunu seçti" diyerek ceza vermedi. Böylece vatandaşını

29 Aralık 2012 Cumartesi

2012 Almanak - Civanım delikanlı

"Dindar ve kindar bir gençlik yetiştirmek istiyoruz." (Dünyada hiçbir şey insanı kin besleme duygusu kadar yıpratmaz - F. Nietzsche)

"Bugüne kadar Libya'daki yaralı ve hasta kardeşlerimizin Türkiye'deki tedavisiyle alakalı bazı özel hastanelerden ücretler tahsil edildiğine dair bilgiler aktarıldı. Ücret tahsil edenler hakkında gerekenleri yapacağız!" (İnsanın Libya vatandaşlığına geçesi gelmiyor mu Allah aşkına?)

"Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Her kürtaj bir Uludere'dir."

"Bu şehit haberlerini medya çok büyütüyor. Hiç vermesin. Tek sütun dahi görmemek lazım."

(Dedikten sonra Bingöl'de 8 polis şehit oldu. Şimdi bakalım hangi gazete nasıl gördü: Habertürk: 1. sayfanın en altında küçük; Sabah: 1. sayfada küçük; Hürriyet: 1. sayfanın altında büyücek; Bugün: 1. sayfada gözlükle seçilecek kadar küçük; Zaman: 1. sayfanın en altında; Star: Zaman'la aynı; Yeni Şafak: Zaman'la aynı; Taraf: 'Şehit' kelimesini kullanmadı.) Birkaç gün sonra:

"Benim

2012 Almanak - Cumhuriyet tarihinden 'ilk'ler

Cumhuriyet'imizin 89. yılına damgasını vuran 'ilk'ler:


Cumhuriyetin 89. yılında ilk kez Cumhuriyet Bayramı kutlamaları yasaklandı. Ankara dışından gelecek olan kafilelerin yola çıkması sudan sebeplerle engellendi.

Yasağa aldırmadan kutlama yapmak isteyen vatandaşlar Türk bayraklarına sarılarak, biber gazı, tazyikli su ve polis vahşetinden kurtulmaya çalıştı. Kurtulamayanlardan 73 yaşındaki Hasibe Özbay'ın 5 kaburgası, sağ el bileği, sol kürek kemiği kırıldı, kafası yarıldı, gözünde yırtık oluştu.

Cumhuriyet bayramını kutlamak isteyenlere devletin bugünkü yöneticilerinin bakış açısı ise şöyleydi:

Civanım delikanlı: Holigan, terörist;
Adalet Bakanı: Ergenekoncular;
Akepeliler: Marjinaller.

Amerikan WSJ ise olayı şöyle özetledi: "4 Temmuz'da bir grup Amerikalı vatanseverin böyle bir davranışla karşılaştığını düşünün..."

* * *

Cumhuriyetin 89. yılında ilk kez Türk bayrağı, çatışmada öldürülen teröristlerin cenazesi geçerken asılı olduğu yerden mehmetçik tarafından indirildi.

* * *

Cumhuriyetin 89. yılında ilk kez bir başbakanın

25 Aralık 2012 Salı

Terörist başı/katil Apo, sen neymiş be abi!

Üstünden zaman geçti, yazamadım. Ama şimdi yazıyorum.

Bülent Arınç, "Öcalan gençlik hayalleri olan, namazında biriydi."

diyerek şişenin tıpasını oynattı. Tıpayı gevşeten ise, terörist başı/katil Apo'nun liseden arkadaşı olan eski Merkez Bankası Başkanı ve şimdi Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olan Durmuş Yılmaz oldu:

"Dindar biriydi. Günde 5 vakit namazını kılardık. Mütevazi, çekingen, hatta pasif bir kişiydi."

Beni asıl meraklandıran şey şu:

Civanım delikanlı,

20 Aralık 2012 Perşembe

Biraz olsun güldürülmeyi hak etmiyor muyuz?

 

Günümü ev işleri ve 2012 almanaklarını hazırlamakla geçiriyordum ki e-postama bu ileti düştü. Ne iyi ettin de bana da gönderdin Oktay Baba :))

Memleketi böyle gülmeye hasret bırakanlar utansın!!! 

13 Aralık 2012 Perşembe

Yargının iş yükü acep neden ağır ola ki?

Bildiğini tahmin ediyorum (aslında biliyorsun diye yazacaktım ama, emin olamıyorum ki, eğer herkes biliyorsa bu memleket niye bugünleri yaşıyor; haksızsam ara: 0012125557856 :))

Adalet Bakanı, mahkemelerin artan iş yükünü (6 milyon dosya) bahane ederek mahkeme yerine "arabuluculuk" tasarısını gündeme getirdi, valla da billa da şahane olucak, bak görün, filan nidaları arasında.

Kimse 'Kardeşim mahkemelerin iş yükünü kim bu kadar şişiriyor?' demedi.

Araştırmacı soruşturmacı kişiliğim kabardı, kabardı. Aslında bu kadar kabarmasına hiç gerek yoktu; neticede her gün

11 Aralık 2012 Salı

İki kadın: Gülşah Öğretmen ve Fatma Salman


Biliyorsunuz, eşinden şiddet gördüğü gerekçesi ile geçtiğimiz günlerde boşanan akepeli bir kadın milletvekili var: Fatma Salman.
Duruşma günü daha ileri bir tarih olduğu halde, (neyine güvendiyse artık) soluğu mahkemede almış. Sincan 4. Aile Mahkemesi hakimi de (herhalde boştu; yapacak iş yok, bari şu garibanın davasına bakıvereyim de bi daha buralara kadar gelmesin, dedi) celse açarak davayı gördü. (Allah düşürmesin ama, bi gün davanız olursa, daha önceki bi tarihte gidin bakalım neler olacak. Her ihtimale karşı yanınıza bir bakan makan almayı unutmayın.) Yanı başında ona destek veren yine bir akepeli vardı: Fatma Şahin. Fatma Şahin öyle düz bir isim değil, aynı zamanda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı.
Kendisine kulak verelim, bakın boşanmanın gerçekleştiği mahkeme kapısında koruma talebi ile ilgili ne diyor: 
''Mahkeme kararıyla koruma alınıyor. Acil durumlarda da kolluk kuvvetlerimiz hemen koruma tedbiri alıyor. Biz, bize intikal ettiği zaman

Geleneksel Af ve Yeniden Yapılandırma Şenlikleri

Bilmem Kaçıncı Geleneksel Birikmiş Borçlara Af ve Yeniden Yapılandırma Şenlikleri başlamıştır. Aziz milletimize duyurulur.

Dur ya tam adını da yazayım da bakarsın:

'Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası ile Bazı Yasalarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Tasarısı'

Yalnız, hala zamanında borcunu ödeyen vatandaşlar kaldıysa, bak söylüyorum darılıp gücenmece yok. Sen de keriz misin demek istemiyorum amma, ne hemen gidip kapatıyosun devlete olan borcunu; Amerika, İsviçre mi sandın burayı? Bak işi bilicen, işe gitmiycen çift maaş alicen hesabı, ödemiycen nası olsa bi gün yapılandırılır... 


6 Aralık 2012 Perşembe

Erinç Yeldan'dan ilginç bilgiler

Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Erinç Yeldan, 5 Aralık Çarşamba günkü "Ekonomi Politik" köşesinde çok ilginç bilgilere yer verdi. 

Bu yazsında, Agnus Maddison'un MS 1. yüzyıldan itibaren günümüze kadar geçen süre içinde yüzyıllar bazında Avrupa ve ülkemizin yakın coğrafyasındaki gelir düzeylerini araştıran "The World Economy: The Milennial Perspective" ve "Contours of the World Economy" kitaplarından bahsetmiş. Buradaki bulguları aşağıdaki tabloda özetlemiş, ve tabii, yorumlamayı da ihmal etmemiş:

21 Kasım 2012 Çarşamba

Keyifli günler :)

Herkese günaydın. 

Annemden gelen "Televizyon Ekranlarında Unutulmayan Anlar..." başlıklı iletiyle keyifli günler diliyorum:

* * *

Kahramanımız 'Seda SAYAN' yine bir sabah elleri belinde, programını sunuyor.
O sırada bi canlı bağlantı olur ve...
Seda SAYAN: AAloooğğğ kiminle görüşüyoruz ?
- Ben Mustafa;
- Naber lan Mustafa? Nerden arıyosun bizi Mustafa ?
- Şişli'den.
- Ne iş yapıyon lan Mustafa?
- Belediye başkanıyım...(Mustafa SARIGÜL)


* * * 


Esra Ceyhan'ın programında da böyle anlardan çok yaşanmıştır şöyle ki,
yeni piyasaya çıkmış birini konuk etmiştir Esra hanım, sohbet ederler, Esra hanım her zamanki gibi başlar yalakalıklarına, 'Kasetiniz çok güzel olmuş geçen hafta aldım evde arabada her yerde dinliyorum'
demesi üzerine yeni yetmenin;
- Kasetim daha çıkmadı haftaya çıkacak demesi


* * *


İsmet Badem bir basketbol maçında seyircilerin arasına çıkar ve bir kızla röportaja başlar.
Badem: Sizin gibi güzel bayanları salonlarda görmekten çok mutlu oluyorum. Basketbola bu ilgi nereden?

16 Kasım 2012 Cuma

Hala şaşıranlar varmış

Akepe durduk yerde yeni anayasa istiyor ya, bunun için bir grup insan toplaşıp Anayasa Uzlaşma Komisyonu  oldular. Akepeliler bu insanlara yeni anayasa için zaman zaman önerilerini sunuyorlar; 'olur' oyları akepeli üyeler ve stepne görevini başarıyla yerine getirenler tarafından veriliyor. Akepeliler geçen gün yine bir öneri getirmişler. Bu seferkinde demişler ki:

"Milletvekili yemininden, 'laik cumhuriyet, Atatürk ile ve inkılapları' ile 'büyük Türk milleti' ifadeleri çıkartılsın."

Beylerin, bayanların paşa gönlü olsun diye, bu ifadeler yeni anayasadan, milletvekili yeminlerinden çıkarılıp, atılıvermiş. 

Buna şaşıranlar olduğunu duyunca, içimden dedim ki: Şaşıran arkadaş, ben de senin şaşırmana şaşırdım!


Anlaşılan on yıllardır tutmadıkları yeminlerinden 'Ya madem dostlar alışverişte görsün hesabı yemin ediyoruz, boş yere ağzımızı yormayalım' diyerek bir karar almışlar, ne var bunda şaşacak! 

Şaşmadan önce bi etrafına bak bakalım, laik bir cumhuriyetten, Atatürk ilke ve inkılaplarından ve büyük Türk milletinden herhangi bir kırıntı kaldı mı diye.

Hadi laiklikle, Atatürk'le başı hoş olmayanlar var, o kadarını anladık da, Türk milletinin büyüklüğü (Kürt üyeler hariç) kime ve niye batıyor, onu anlayamadık!.. 

1 Ekim 2012 Pazartesi

Terör ve kıllandıklarım

Geçen gün bizzat duydum!

Alışveriş merkezinde, ayakları kolları sağlam iki adam, asansör beklerken konuşuyorlardı:

- BDP'lilerin dokunulmazlığı kaldırılmalı.

- BDP'lileri bırak, asıl pekakanın dokunulmazlığı kaldırılsın!

* * *

Bekir Bozdağ, civanım delikanlıya övgüye doyamamış (27 Eylül, Cumhuriyet):

"Cumhuriyet tarihine bakarsanız neredeyse 79 senede

28 Eylül 2012 Cuma

Bekir Coşkun'dan: Apo'yu Paşa Yapın...

Bekir Coşkun'dan: Apo'yu Paşa Yapın...

Sonunda terörü çözme işi Apo'ya kaldı...
Büyük devlet başka...

*

Adalet Bakanı "Teröre karşı çözüm sürecinde PKK liderinin olabileceğini" söyledikten bir gün sonra, Başbakan televizyonda "İmralı ile görüşülebileceğini" açıkladı size...
"İmralı" Apo'nun coğrafi adı...
Onu getiren komutanı cezaevine kapattılar...
18 yıl...
Terörü çözmek için

26 Eylül 2012 Çarşamba

7 Şehit daha...

Sayın yolcularımız, uçağımıza hoş geldiniz. Uçuş emniyeti açısından, şu kurallara uymanız önemle rica olunur:

 Uçuşumuz süresince
  • her türlü medya kanalını kapalı tutmanız
  • eğer çok zaruri ise Flaş, Samanyolu TV ya da sabah yayın kuşağından kadın programlarını izlemeniz
  • size anlattığımız masallara uyumanız 
gerekmektedir.

Uçağımızda var olan acil çıkış kapıları olan
  • 'Sabrımız taşarsa farklı davranırız' acil çıkış kapısı  
  • 'Eyüp sabrındayız' acil çıkış kapısı 
  • 'Sabr-ı cemil' (taşkınlık etmeden sabır gösterme) acil çıkış kapısını hosteslerimiz sizlere gösterecektir. 
Acil durum ikaz ışığı yandığında, rahatça nefes alıp verebilmenizi sağlayan maskeler otomatik olarak tepenize inecektir. Şirketimiz, oksijen gazı yerine, tamamen doğal ve bitkisel olan, insan sağlığı üzerinde kalıcı hiçbir etkisi olmayan biber gazını hizmetinize sunmaktan gurur duyar.   

Koltuklarınızın altındaki bölmede, acil durumlarda yüksek sesle okunduğunda faydaları kanıtlanmış duaların da yer aldığı dini bilgiler içeren DVD'ler yer almaktadır. Acil durum ikazını beklemeden DVD'lerini açan yolcularımızın hediye puanları, hosteslerimiz tarafından uçuş bittiğinde vatandaşlık numaralarına işlenecektir. DVD'lerini hiç açmayan sayın yolcularımızın da uçağımızdaki gizli tanıklar yardımıyla tespit edileceğini hatırlatırız. 

Allah'tan hayırlı uçuşlar nasip eylemesini temenni ederiz.

Ha bi de, Rabbimiz bir daha ki uçuşunuzda yine bizi tercih etmenizi nasip eylesin, amin. 

20 Eylül 2012 Perşembe

Yanıt bekliyorum!

Allah'ını seven bana şu basit soruların yanıtlarını versin:

İki sözünden biri Allah, din, peygamber olmayan X,Y ya da Z partisi iktidarda olsaydı, terör ve diğer her şey bugünlerin aynısı olsaydı, 

  • şehit haberlerine yine aynı tepkiyi mi verirdiniz, yani tepkisiz mi olurdunuz? 
  • cenazelerde hükümete tepkisini dile getirenleri linç eder miydiniz?
Terör ve diğer her şey geçmiş 10 yılın aynısı olsaydı ama akepe muhalefette olsaydı,

  • neler derdi?
  • muhalefet yapar mıydı?
  • yoksa 'Biz de iktidarda olsaydık aynılarını yapardık, çok yaşasın X,Y, Z partisi' deyip, kapılarına kilit vurup, koşarak iktidar partisine mi katılırlardı?

Evet, yanıtları bekliyorum!

Bizim teröristimiz akıllıdır

Yalnızca son bir haftanın bilançosu:

29 asker-polis yani güvenlik görevlisi teröristlere meze oldu! Evet, doğru okudun; hiiiç kızma, söylenme. Bu, sadece bir durum tespiti.

Teröristler dingonun ahırında dolaşır giibi, elini kolunu sallayarak dolaşıyorlar mı?
Dolaşıyorlar.
Memleketi mayın tarlasına çevirdiler mi, Güneydoğu yollarının fatihi oldular mı?
Çevirdiler, oldular.
Yöntemlerini, silahlarını rahatça, sıklıkla değiştiriyorlar mı?
Değiştiriyorlar; bu kez Bülent Arınç'ın ifade ettiği gibi

17 Eylül 2012 Pazartesi

İkinci Mehmet Metiner Olayı olur mu?

Hemen hatırlatayım kimdi Mehmet Metiner: Akepeye katılmadan önce civanım delikanlı ve akepe aleyhine konuşmalarının ses kayıtları internete düşünce önce 'Yok bu benim sesim diil' diyerek inkar eden, sonradan da 'Haa benim sesmiş yaw' diyerek kabul eden şahıstır. Üstüne bir de çıkıp:

"Cahiliye dönemimdi. Başbakanımdan bin kez özür dilerim. Bin pişmanım." demiştir.

Şimdi bu şahsa bir yenisi daha eklenmiş olabilir mi diye bir sorum var. Bu yeni kişi

12 Eylül 2012 Çarşamba

Iron Lady ve biz

BBC 2'de Jeremy Vine'ın programını dinliyorum yaklaşık 3 saattir.

Avronun geleceği / Yunanistan'ın durumu, karayollarında kamyonların hız düzenlemesi ve nedenini bilmiyorum ama Iron Lady yani Margaret Thatcher'ın konuşulduğu program yapıyorlar. İnternetten baktım acaba hastaneye falan mı kaldırıldı diye (çünkü kızı tarafından 'hafıza kaybı' şeklinde açıklanan bir takım sağlık sorunları yaşıyor), yo öyle bir haber de yok. Neyse, ben sonuca geçeyim.

Yayına bağlananlardan hariç, Jeremy insanların Maggie hakkındaki düşüncelerini attıkları tweet'lerden, Facebook'a yazdıklarından okuyor. Pek çoğu İngilizlerin kendi ülkeleriyle ilgili fakat biri var ki, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor:

Iron Lady'nin

4 Eylül 2012 Salı

Terörle mücadele 2003'de nasıldı, yeni dönemde ne var?

18 Ağustos 2011'den bir tekrar yazısı... 

Ülkemizin siyasilerinin ağızlarına sağlık; gündem saat başı değişse de değişmeyen tek şey var: Şehit haberi. Onun da ya yeri değişiyor, ya sayısı. Aslında aynı yerlerde ha bire şehit vermiyor da değiliz ya neyse...

* * *

''Ramazan diye sabrediyoruz.'' dedi civanım delikanlı ve teröristler dalga geçercesine anında özel askeri birliğe bir katliam gerçekleştirdi. 

Bu konuyu uzatacak değilim, ne yazılması gerekiyorsa yazıldı zaten. Hava harekatı yapıldı, pekaka kampları bombalandı. Ve hatta karadan da Kuzey Irak sınırının geçildiği iddiaları var Habertürk'e göre. İşte bunlar beni şaşırttı. Çünkü 10 yıllık geçmişiyle 9 yıldır iktidarda olanlar, terör azıp şehit sayısı çoğaldıkça,

24 Ağustos şehitlerine niyet, 3 Eylül şehitlerine kısmet...

İki gün üst üste şehit cenazesi kalktı bu memlekette. 

İlkinde devletin-hükümetin zirvesinde oturanlar Gaziantep'teydi. Buradaki şehitlerin ardından devletin başında oturan zatı muhterem:

"Alçakça saldırıyı yapanlar, Türkiye'yi karşılarında tek yürek bulacaklar." diyerek devam etmiş:

"Onlara (teröristleri) destekleyenlere verebileceğimiz en iyi cevap hangi düşünceden, hangi siyaset akımından olursak olalım, böyle bir olay karşısında kol kola, omuz omuza dimdik bir cephe oluşturmamızdır." 

Sonra bir de eklemiş: 

"Terörle mücadele kolay değildir."

Türkiye artık

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Örülen demirağlar

Bu ne ilkti, ne de son olacak. 

Nasıl bir kindir, nefrettir anlayabilen bana da anlatmayı denesin. 

Aslına bakarsanız, hep eleştirdiklerinin aynısını şimdi kendileri yapıyorlar; 'en iyiyi biz biliriz, en güzelini biz yaparız'. Gel gör ki, işler öyle yürümüyor.

"Biliyorsunuz 10. Yıl Marşı'nda geçer, demir ağlarla ördük falan... Neyi ördün, hiç bir şeyi örmüş falan değilsin; ortada duranlar belliydi. Demir ağlarla şimdi Türkiye'yi biz örüyoruz."

Şimdi tutup size rakamsal olarak bu sözleri hadi 'yalanlamak' demeyeyim ama 'gerçekleri yansıtmadığını' kanıtlayacak değilim. Habertürk'ünden Cumhuriyet'ine kadar birçok gazete zaten yaptı bunu. Hatta öyle ki, civanım delikanlının yere göğe sığdıramadığı, 1950 seçimleriyle işbaşı yapan, yasak aşklarıyla da hafızalara kazınan

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Geçmiş zaman olur ki...

"Sayın Başbakan, savaş ortamında dahi bu ülkenin - ana muhalefet partisi başta olmak üzere - siyasi partilerine bilgi verme ihtiyacını hiç duymamıştır; ya bu meseleyi sorumluluk alanı dışında gördüğü için veya gurur ve kibri buna el vermemiştir. TBMM'de genel görüşme talebinin de iktidar tarafından gelmesi gerekirdi; çünkü savaş konuşuluyor Türkiye'de. Maalesef, bu mesuliyeti de yine muhalefet partileri olarak bizler hissetik ve genel görüşme talebinde bulunduk."

Bu sözleri okuduğunda 'Ne var yani bunda, CHP'li vekillerden birisi söylemiştir.' diyorsan fena halde yanılıyorsun aziz Türk milletinin evladı. Balık hafızalı olmayı bir maharet sayıyor olabilirsin; zevkler

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Bir telefon sapığım oldu

İşte sapığımın telefon numarası: 0 212 963 11 93.


Abartmıyorum, her 2,5-3 saatte bir arıyor.


Peki ben ne yapıyorum?


Çat diye kapatıyorum suratına.


Ona bir şey ifade etmiyor, yine arıyor.


Günlerdir böyle bir ilişki içindeyiz telefon sapığımla.

22 Haziran 2012 Cuma

Halkına züğürt, ellere gelince...

Öğretmen açığı olduğu halde, 2012 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nda atanmayı bekleyen öğretmenlere 'Bütçe yok' diyen devlet.


2012 yılı için memuruyla maaşına zam oranlarını görüşürken,


"Teklif edilen oran %1 bile artsa Yunanistan gibi oluruz." (civanım delikanlı),


''Bakın memleketin gerçekleri bu. Eğer

21 Haziran 2012 Perşembe

Yılmaz Özdil'den: Şarapnel


Yılmaz Özdil'den: Şarapnel

Analar ağlamasın…
Bir “baba” göndermiş:

“Oğlum orada. Korkar mı? Bilmiyorum. Ateşlendiğinde başında nöbet tutardım, hasta olursa revire çıkabiliyor mu acaba? Akşam biraz gecikse, evhamlanırdık, gözümüz yollarda kalırdı. Şimdi, haftada bir telefon edebilirse, ne mutlu bize; kötü bir haber gelir mi korkusu ile… Sahi, neden telefon etmek yasak bu kadar? Vatan için ölmesi beklenen evlatlarımız casus mu? Sevdiği kız var mıydı… Bilmiyorum. Hiç söylemedi. Kimbilir, yüreğinde hangi fırtınalar esiyor oralarda… Babalar Günü’nde aradı en son… İyiyim dedi. Her şey güzel, merak etme dedi. Teselli etti. O mu evlat, ben mi, bilemedim. Bildiğim şu… Güle oynaya, seve seve gitti. Oğlumu gönderdiğim gibi canlı, sağ salim geri isterim.”
*
“Bedelliler evlat…
Bizimkiler

13 Haziran 2012 Çarşamba

İtalyanlardan Ömer Çelik'e teşekkür plaketi :))

Akepe Genel Başkan Yardımcısı, Siyaset Bilimci,  Stratejist ve Dış Politika Uzmanı Ömer Çelik'e İtalyan halkı ve siyasileri adına teşekkür savcı Felice Casson'dan geldi.


İtalya'da Gladio'yu bitiren savcı olarak ünlenen savcı Felice Casson, teşekkür plaketini neden Ömer Çelik'e vermek istediklerini İtalya'nın başkentinde düzenlediği bir basın toplantısında gözyaşlarına hakim olamayarak açıkladı.


"Ulus olarak böylesine mutlu olduğumuz bir gün tarihimizde yok." diyerek sözlerine başlayan savcı şöyle devam etti:


"Ve biz bu mutluluğumuzu Signor Ömer Çelik'e borçluyuz. Aslına bakarsanız, ben şahsen kendimde de biraz tuhaflık olduğunu hissetmiştim. Ne zaman bir soruşturma kapsamında

7 Haziran 2012 Perşembe

Başkanlık sistemi: Kontrolsüz güç, güç değildir


Cüneyd Zapsu, hani Amerikalılara civanım delikanlı için 'Deliğe süpürmeyin, kullanın' dediği şeklinde gazetelere haber olan şahıs, Habertürk'e konuşmuş:


"Türkiye'de başkanlık sistemi zaten var, adının konulması lazım. Başkanlık sistemini oturtursak kontrol mekanizması gelişecek."


Diyosun...


Yanlış anlaşılmaya

6 Haziran 2012 Çarşamba

Geçmişle hesaplaşmak derken

Kimsenin aklına karpuz kabuğu düşürmek gibi olmasın amma...


Hani 'kürtaj' darbe ürünüymüş ya...


Hazır geçmişe yönelik darbe ve darbecilere yönelik operasyonlar, soruşturmalar, tutuklamalar filan başlatılmışken ileri demokrasiyle yönetilen ülkemde... Geçmişle hesaplaşıyoruz işte, deyip...


İster misin, başlasın bir de geçmişte (minimum 1982'den bugüne) kürtaj yaptıranlara yönelik operasyonlar, soruşturmalar, tutuklamalar!!!

Emin Çölaşan'dan: Aferin Cemil Bey!

Biliyorsunuz "İfade özgürlüğünde son nokta!" başlığı altında bir yazı yazmış ve terörist başı Apo hakkında şöyle demiştim:


(...)Yüksek Seçim Kurulu'nun 'milletvekili seçilmesine engel yoktur' demesi, ilk genel seçimlerde milletvekili seçilmesi, hapisten çıkarılması için kişiye özel bir kanun yapılması, ardından da 'terörist başı', 'bebek katili', '30 bin kişinin katili', 'bölücü başı' gibi ifadelerin yasaklanacağından KILLANIYORUUUM!(...)


Korktuğum başıma gelmiş de haberim olmamış! Sıralamayı tutturamamışım!


Emin Çölaşan'ın Sözcü Gazetesi, 27 Mayıs 2012'deki yazısından alıntıdır:


"MHP Bursa Milletvekili ve Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Tayyip'in yanıt vermesi istemiyle TBMM Başkanlığı'na bir soru önergesi verdi. Aynen şöyle:


"Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Uludere kürtajı

Civanım delikanlının her konuşması için deniyor ya "önemli mesajlar verdi"... Hah, işte bu 'önemli mesaj'lardan biri paaat diye gündeme oturuverdi:


"Her Uludere bir kürtajdır." 


Benim bildiğim kürtaj,

İfade özgürlüğünde son nokta!

Yargıtay 'Sayın Öcalan' sözüne hapis cezasını, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki 'ifade özgürlüğü' kapsamına girer diyerek bozdu. Anlayacağınız, bu hitap artık suç değil.


Sonraki adımların, Yüksek Seçim Kurulu'nun

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Atatürk anlatıyor: 19 Mayıs 1919

Samsun'a çıktığım gün genel durum ve görünüm


1919 yılı Mayıs'ının 19. günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüm:


Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu grup, 1. Dünya Savaşı'nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, ağır şartları olan bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Dünya savaşının uzun yılları boyunca ulus yorgun ve fakir bir durumda.(..)


Ordunun elinden silahları, cephanesi alınmış ve alınmakta...


İtilaf devletleri ateşkes hükümlerine uymaya gerek görmüyorlar. Birer bahaneyle, itilaf donanmaları ve askerleri İstanbul'da. Adana ili,

19 Mayıs 1919'dan önceki altı ay

Atatürk, Nutuk'a "1919 yılı Mayıs'ının 19'uncu günü Samsun'a çıktım." cümlesiyle başlar ve 1927 yılına kadarki dönemi belgeleriyle ortaya koyar. Oysa Atatürk'ün Samsun'a gitmeden önce 6 ay kaldığı mütareke İstanbulu'ndaki yaşamı çok önemlidir.(...)


Türkler 1919-1922 arasında, tüm mazlum milletlere örnek olan, emperyalist işgalcilere karşı ilk direniş ve bağımsızlık savaşını gerçekleştirdiler. Bu büyük destansı savaş okullarda temel olarak şöyle öğretiliyor:


Atatürk 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı, Erzurum ve Sivas

10 Mayıs 2012 Perşembe

Her Türk bir gün vatan toprağında kiracı olmayı mı tadacak?

Topraklarımızın satışı konusunda beni çok rahatsız eden bir şeyler vardı. Ne olduklarını buldum. Önce bazı gerçekler:



* Vatan toprağını satma işinin tarihine bakacak olursak:

1854 yılında ilk kez yabancılara mülk satışı gündeme gelmiş. Dış borçlanmaya başlayan Osmanlıya, borç veren ülkeler mülk satışı konusunda baskı yapmışlar. Böylece

6 Mayıs 2012 Pazar

Suyla başım dertte

Üç gündür su içtiğimde önce midem bulanmaya başlıyor, ardından kusmaya başlıyorum. 


 a) Su içme tecrübem olmadığından, ilk kez su içtiğimden KILLANIYORUUUM! 


 k) Suya alerjim olduğundan KILLANIYORUUUM! 


 e) Aşırı dozdan kaynaklandığından KILLANIYORUUUM!


 p) Su hazımsızlığından kaynaklandığından KILLANIYORUUUM! 


 e) Psikolojik olduğundan KILLANIYORUUUM!

28 Nisan 2012 Cumartesi

İsviçre polisi

Memlekete dönmüş bulunuyoruz birkaç gündür.

Atatürk Havalimanı'nda karşılama hizmeti veren şirketin aracına bindik aşkımla. Sürücü de yerine yerleşti, sinyalini verdi, yola koyulacağız. İki yaya tam bizim aracın önünden karşı kaldırıma geçmek için yolda bir boşluk anı yakalamaya çalışıyorlar. Bizim aracın sürücüsü de, her normal insanın yaptığı/yapacağı gibi,


26 Nisan 2012 Perşembe

İsviçre'de yaşam

Diğer kentleri bilmiyorum ama kardeşimin oturduğu şehirde çöpler pazartesi günleri toplanıyor. İsviçre devleti geri dönüşüm ile kafayı bozmuş vaziyette. Bir kere bizdeki gibi eline gelen her şeyi çöpe atamıyorsun. Elektronik çöpü ayrı. Kağıt çöpü ayrı. Kağıdı bile ayrıştırıyorlar: Kartonlar ayrı, kağıtlar ayrı. Karton deyince yine hepsini bir atamıyorsun. Önce boyutlarına göre ayıracaksın, hepsini düzleştireceksin. Göz kararı belli bir kalınlığa gelince

23 Nisan 2012 Pazartesi

23 Nisanlar nedir, neden kutluyoruz?

Türkiye Büyük Millet Meclisi,  92 yıl önce 23 Nisan 1920'de, bu yazının yayımlandığı saat olan 13.45'te açıldı.  Bundan bir yıl sonra, 1921'de çıkartılan "23 Nisan'ın Milli Bayram Addine Dair Kanun" ile 23 Nisan tarihi Türkiye'nin ilk ulusal bayramı oldu. 


1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla 1 Kasım tarihi 'Hakimiyet-i Milliye Bayramı' (Ulusal Egemenlik Bayramı)  olarak kutlanmaya başlasa da, sonraki yıllarda TBMM'nin açılışı olan 23 Nisan tarihi 'Ulusal Egemenlik Bayramı' olarak kutlandı. Yetim çocuklar için gelir toplamak isteyen  Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu), 1927'de 23 Nisan gününü  'Çocuk Bayramı' olarak duyurdu. Ve 1927'de kutlanan çocuklara ait bu ilk bayram, kurtarıcımız ve devletimizin kurucusu, ilk cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal'in himayesinde gerçekleşti. 


Bu kısa girişten sonra, kutlanmasına ne zamana kadar 'ses çıkarılmayacağı(!)' belli olmayan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için geçmişe yolculuk yapalım. Kutlamaya değer bugünü hangi şartlar altında hazırlamışlar unutmamak üzere beynimize kazıyalım:    


(...)Açılış törenine katılan 115 milletvekilinin her birinin geldikleri toplumsal tabaka, kültür düzeyi, dünya görüşleri,

17 Nisan 2012 Salı

İsviçre'de Türk gördüm mü?

Evet. Yayasını da, motorize atlısını da gördüm.


Yayaların, son 10 yılda Türkiye'de çoğalanlardan bir farkı yoktu. Kimisi yerleri süpüren paltolu, kimisi taytlı-daracık bluzlu, ama hepsi türbanlı. Sanırım o yüzden bizim (tüm aile bireylerimizi kastediyorum) Türk olduğumuza inanmakta bu kadar zorlanıyor. Bir de, yeğenim dahil en az iki yabancı dil bilen (milletvekillerinin özgeçmişlerinde yazdığı gibi değil, anlayıp konuşabilmek şeklinde diyorum) Türklere pek hayret ediyorlar doğrusu. Bu gözlem sadece İsviçre'yle ve

13 Nisan 2012 Cuma

İsviçre'de trafik

Dedim ya, günlerdir İsviçre'deyim.


Hava ciddi anlamda soğuk ve yağmurlu. Hatta geçenlerde lapa lapa kar yağdı. Ama ertesi sabah hiçbir şey kalmamıştı. Paskalya olduğu için kardeşim de tatildeydi; araba kiralayıp çok güzel gezdik, Bern Alpleri'nden tutun da Emmental peynirinin yapıldığı tesislere kadar çok çeşitli yerlere gittik. Hepsini anlatacağım. Bu arada da bu 'gavur'ların, 'insanlık'larından bahsedeceğim.


Türkler için at 'ölünce' yerini, motororize at da denebilecek olan 

11 Nisan 2012 Çarşamba

Doğalgaz ve diğer zamları - 3

Kaç günlerdir kardeşimin yanında, İsviçre'deyim.


İnsan değer görmeye, iyiye, güzele ne kadar çabuk alışıyormuş. Fakat bunun için, hani derler ya, 'insanın içinde iyilik de vardır, kötülük de' diye, içindeki iyiliği yaşatma ve çoğaltma duygusuna sahip olunması gerektiğini düşünenlerdenim.


İsviçre ile ilgili notlarımdan önce, İstanbul'dayken hazırladığım fakat yayınlamadığım yazımı okuyun anacım.


* * *


Doğalgaz zamları ile ilgili iki ayrı ekonomi yazarının yazılarını paylaştım sizlerle. İkisinin de ortak görüşü 


''Akepe en ucuz olduğu dönemlerde zam yapıp, vatandaşın cebinden 

4 Nisan 2012 Çarşamba

Doğalgaz ve diğer zamları - 2

Murat Muratoğlu - Doğalgazda bir acayip zam


Bunun adı kandırmaca... Ben başka izahını yapamıyorum. İşincin ilginci halkımızın %50'si de bu kandırmacanın arkasında... Destek veriyorlar. Ben bunun da izahını yapamıyorum zaten.


Anlatayım bakalım siz izahını yapabilecek misiniz?


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 1 Nisan 2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere doğalgaza %18.72 oranında zam yapıldığını açıkladı. 'Zam yapmaktan hoşlanmadıklarını ve bir siyasetçi olarak zam haberi vermeyi sevmediğini ama uzun süredir dşvizde yaşanan dalgalanmalar ve ham petrol fiyatlarındaki artışlar sebebiyle mecbur kaldıklarını' söyledi.


Bir kere, ikisi de ağırlıklı olarak ısınmada kullanılıyor diye

Doğalgaz ve diğer zamlar- 1

Ali Ağaoğlu: GAZ'ıklanıyor muyuz? (Vatan Gazetesi, 2 Nisan 2012)


Uluslararası piyasalarda ABD doğalgaz fiyatları 10 yılın en düşük seviyelerine gerilerken bizde doğalgaza zam geldi. Peki dünyada düşen doğalgaza neden zam yapıldı? Çünkü doğalgazda fiyatlama petrol fiyatlarına endeksli. Gerçi Ocak 2008’den bu yana doğalgaz fiyatlarındaki hareketlerle, dolar/TL kurları ve petrol fiyatı arasında tam da birebir bir ilişki kurmak hayli zor. Brent petrolün krizde 40 doların bile altına düştüğü, dolar/TL kurlarının 1.5’lerde işlem gördüğü sıralarda biz içeride en yüksek doğalgaz fiyatını ödüyormuşuz.

Bugünlerde; fiyatı 2009 krizinin bile altına inen bir tek meta var:

3 Nisan 2012 Salı

Güle güle arkadaşım

Çocukluk arkadaşım Baybars.


İlk tanıştığımız zaman karşılıklı Conan bilgilerimizi test etmiştik. Aynı şeyleri bildiğimiz ortaya çıkınca sen valizinden Conan kılıcını çıkarıp 'Senin var mı?' diye sormuştun. Ben, boynu bükük, yenilgiyi kabul etmiştim. 


Bugün yine boynum bükük.


Işıklar içinde yat Baybars.

Hakların teminat altına alınması

Eski gazete kupürlerini karıştırırken elime Aile Bakanı Fatma Şahin'e ait sözler geçti.  Demiş ki:

''Kadınların teminatı benim.''

Bu sözler bana eski YÖK başkanlarından Yusuf Ziya Özcan'ı hatırlattı. Kendisi pek çok uygulamasıyla akıl tutulmalarına sebep veren bir kişilikti. Bu görevindeki en derin(!) ve anlamlı(!) çıkışı ise, yürürlükteki kanunları hiçe sayarak üniversitelere türbanı soktuktan sonra söyledikleri olmuştu:

''Başı açıkların teminatı benim.''

Kendisini başı açıkların teminatı olarak gösteren zat şimdi nerede? Tee

1 Nisan 2012 Pazar

Lyambiko'dan Give It Up

"Something Like Reality" albümü ile ECHO tarafından 'Ylın Kadın Sesi' seçilen Lyambiko söylüyor:


"Give It Up"

29 Mart 2012 Perşembe

Türkiye vizyonu: Başbakana göre, teröriste göre...

Civanım delikanlı savcıların MİT'i sorgulamasına izin vermedi.


Savcılar tarafından sorguya çağırılmış olan MİT görevlilerinin aslanlar gibi gidip ifade vermeleri gerekir(di). Normali bu(ydu). Ne zaman ki akepenin ileri demokrasisi yavaş ama emin adımlarla geldi memlekete, normaller anormal gelmeye başladı 'birilerine'... Askerler ifadeye çağırıldığında 'Normalleşiyoruz, sivilleşiyoruz' çığlıkları atanları, 'Yetmez ama evet'çileri, MİT'e dokunulmazlık yasasının ışık hızından da hızlı çıkarılması esnasında sahnelerde göremedik nedense. Neyse. 


Bu MİT'e dokunulmazlık yasası Oslo görüşmelerinin ses kaydının internete düşmesiyle

28 Mart 2012 Çarşamba

Sabrımızı zorlamayın!

Sorular var aklımda, baştan sorayım. 


Sabrınız taşarsa ne yapacaksınız? 
'Gönüllü asayiş memuru' olmak için nereye başvurmak gerekiyor? 
KPSS ya da LES şartı aranıyor mu? 
Maaşı nasıl? 
Sigorta yapılıyor mu? 
Ha, bir de kafanıza göre mi yürüyüş düzenlediniz, yoksa valilikten izin almış mıydınız? Yoksa siz, eşitler arasında daha eşit olanlardan mısınız? 


Şimdiki soru da emniyet güçlerine: Coplar, biber gazları, tazyikli sular taze mi bitti de

27 Mart 2012 Salı

Sivas davasına yorum farkı: Kim mağdur?

Beşiktaş taraftarı Çarşı'dan:




T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'dan:


''Milletimiz, ülkemiz için hayırlı olsun.''  

* * *

Sefahattin Demirtaş'ın söylediğine göre akepeliler diyorlarmış ki:

15 bin mahkuma tahliye

'Elektronik kelepçe' uygulaması Adalet Komisyonu'nda kabul edilmiş.

İlk aşamada cezasının bitimine bir yıl kalan 'iyi halli' mahkumlar, bileklerine takılacak elektronik kelepçeyle erken tahliye edilebilecekmiş. 

2011 rakamlarıyla Türkiye genelindeki 418 cezaevinde toplam 127 bin 831 kişi var. Bunlara kronolojik sırayla bakacak olursak:

36 bin 462'si tutuklu. 
17 bin 950'si hükmen tutuklu. Yani 

'1984' yeniden beyazperdeye aktarılıyormuş

George Orwell'in efsane romanı '1984'ün daha önce iki kez filmi yapılmış zaten. Üçüncüsü için Oskar'lı yönetmen Ron Howard kolları sıvamış.


Jim Carrey'li 'The Truman Show'daki gibi, uydularla Türkiye'ye bağlanıp canlı yayın yapacaklarından KILLANIYORUUUM!!!  

15 Mart 2012 Perşembe

Tecavüzcülerin, katillerin, soyguncuların tahliyesi

Başları sıkışınca dediler ki:"Gazetecilik yaptığı için tutuklu kimse yok. Onlar tecavüzcü, katil, soyguncu."

Mahkemeleri henüz devam etse de, kendilerinden çok emindiler; kararları kesindi,onlar tecavüzcüydü, katildi, soyguncuydu...
Odatv davasından tutuklu

10 Mart 2012 Cumartesi

Yanıtları merak edilen sorularrr :)

TBMM İtalyan Parlamento Dostluk Grubu'na K. Özdemir adlı kişi tarafından gönderilen bir soru:
İtalya'da yani yakından tanıdığımız Berlusconi'nin memleketinde Cicciolina adlı bir hayat kadını

9 Mart 2012 Cuma

30 bin TL maaşla danışman raporuna jet sansür

Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı'nın başkanı Aycı'nın 30 bin TL maaşla danışman çalıştırdığı tespit edilmişti.

Kamu Etik Kurulu, etik ilkeleri çiğnediğini saptadığı Başbakan’a bağlı Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’nın başkanı Aycı hakkındaki kararını, bu konudaki haberlerden duyulan rahatsızlık üzerine resmi sitesinden kaldırdı. Aycı’nın 30 bin TL maaşla danışman çalıştırdığı tespit edilmişti.

AKP'nin hızlı

Şeffaflık sevindiricidir

''Kapsamlı ve çekici bir sözcük olan şeffaflık özünde yürekliliği, tutarlılığı, dürüstlüğü, ahlaklılığı, duruluğu, tam açıklığı, yasalara uymayı ve birbirimize adil davranmamızı sağlayan daha birçok unusuru barındırıyor.''
Warren Bennis, Mart 2008, Santa Monika, Kalifornia


* * *


Sivil başkomutan Abdullah Gül, Adana Pozantı Cezaevi'nde yatan çocuklara uygulanan

8 Mart 2012 Perşembe

Yılmaz Özdil'den: İmam Öksürürse

Yılmaz Özdil'den: İmam Öksürürse...

İçişleri Bakanı sanıyorduk.
Meğer “Dahiliye” Bakanı’ymış.

*
“AKP öksürürse…

7 Mart 2012 Çarşamba

Sözler ve özler

Penguen'in Seyit Ali Aral'ından seçmeler:



  • Bedeniyle bir halt yapamayan ülke, laf ile kendine olimpiyat yaratır.
  • Hikayelerde uşaklar katil. Gerçekte ise katiller hep uşak.
  • Abonelik sözleşmesi: Nüfus kağıdı; Parola:

6 Mart 2012 Salı

Galatasaray maçı 'twit'leri

Dün akşamki Sivasspor - Galatasaray maçı sonrasında DigiTürk'te okunan 'twit'lerden biri şöyleydi:


''Fatih Terim Galatasaray'a Allah'ın bir lütfudur.''


Verilecek yanıt basit:

Kentsel Dönüşüm Anketi'nin Sonuçları

Yandaki fotoğrafın hangi ilimizdeki kentsel dönüşüm projesine ait olduğunu soran bir anket düzenlemiştim.


Katılanların %50'si

29 Şubat 2012 Çarşamba

NTV'deki haberler

Malatya Kürecik'teki füze savunma sistemi radarı için Amerikalı askerlerin gelip kente yerleştiğini memleketi yönetenlerden değil, Amerikalı generalden duyuyoruz.


O general de 'Ya ayıp olacak adamların memleketine girmişiz, bari bi haber verelim' deyip kendiliğinden açıklama yapmıyor. Basından birileri soruyor da, o da ona cevap veriyor, 'Ha, ya evet, bizimkiler ordalar.' diyerek.


Diyeceksin ki, ama Amerikayla stratejik ortaklığımız var, BOP'un


Necip Fazıl Kısakürek üstada telgraf

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Milli Talebe Birliği lideri iken yazar ve şair Necip Fazıl Kısakürek'e yazdığı tarihi bir telgraf ortaya çıktı.


Gül, 19 yaşında iken gönderdiği telgrafta Kısakürek'ten 'İslam davasının tavizsiz müdafi üstadı' diye bahsediyor ve kendisinin de 'yüzde 100 emrinde' olduğunu belirtiyor.


Gül'ün, şimdi AKP İzmir Milletvekili olan eniştesi Mehmet Tekelioğlu ve arkadaşı Ahmet Taşcı (iş adamı) ile yazdığı telgraf, Kısakürek'in adını taşıyan internet sitesinde yayınlandı*. Gül'ün Kısakürek'e gönderdiği telgrafın tam metni şöyle:


''Necip Fazıl Kısakürek'e...
İslam davasının

28 Şubat'ın düşündürdükleri - 2

Küçücük bir hatırlatma:


Civanım delikanlı Pınarhisar Cezaevi'nde sadece 4 ay yatmış...

28 Şubat 2012 Salı

28 Şubat'ın düşündürdükleri

Mehmet Ali Birand bir 28 Şubat belgeseli hazırlamış. 28 Şubat olur da içinde civanım delikanlı olmaz mı! O da var tabii. Her fırsatta söylediği 'şiir okuduğum için hapis yattım.' dediği süreci anlatmış.


Ama ondan önce, sözü Emin Çölaşan'a bırakalım:
"... O hapis cezasını şiir okuduğu için değil, başka nedenlerle almıştı.... Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin Esas 1998/10296, Karar 1998/82685 sayılı kararı. İşin aslı kararın ilk cümlesinden anlaşılıyor:

27 Şubat 2012 Pazartesi

Necip Fazıl üstadın beklediği gençlik

Geçenlerde teknolojinin nimetlerinden faydalandı civanım delikanlı, yetiştirmek istediği gençlere örnek olsun diye muhtemelen. Akepe gençlik toplantısına katıldı ama fiziken değil; kendisi bambaşka bir yerdeydi. Sadece görüntüsü ve sesi oradaydı. 


Orada toplananlar civanım delikanlının ruhunu da yanlarında duyumsamak isterlerdi doğal olarak. Peki, ruhen de yanlarında olduğunu nasıl hissettirecekti? Batı henüz bu işi çözememişti. Civanım delikanlı düşündü ve... Çözümü, 'üstat' dediği Necip Fazıl'ın 

25 Şubat 2012 Cumartesi

Başkomutanın ilk tatbikatı

E herıld yaniiii


Sivil başkomutan Abdullah Gül ilk kez TSK'nın tatbikatına katılmış. Nanoteknoloji ürünü askeri kamuflaj parka giymiş.Ve demiş ki:


"Her şeye hazırlıklı olmak lazım."


Valla ben de olsam kamuflajı giyerdim ve 

21 Şubat 2012 Salı

İkinci 'ağır gribal enfeksiyon' vakası

18 Şubat Cumartesi günkü gazetede sabık futbolcu çiçeği burnunda milletvekili Hakan Şükür fotoğraflı bir haber. Twitter'dan muhalefete seslenmiş, özetle demiş ki:


'Özel bir televizyon kanalında

16 Şubat 2012 Perşembe

HAKKIMI HELAL ETMİYORUM!

MİT için çıkarılan yeni yasa tasarısına göre başbakan tarafından özel bir görevi ifa etmek için görevlendirilenlerin soruşturulabilmesi için başbakandan izin alınması gerekecek.


Başbakanın iznine tabi olan suçlardan bazıları:

* suç işlemek amacıyla örgüt kurma
* suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama 
* devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak
* düşmanla işbirliği yapmak

15 Şubat 2012 Çarşamba

MİT olayını ben nasıl görüyorum?

Kendi halinde bir vatandaş olarak, memleketin şu son günlerdeki halini nasıl algıladığımı anlatayım.


Olayları kısaca hatırlatayım:


* MİT'çilerin polis tarafından ifadeye çağrıldıkları duyumunu alan haberciler İstanbul Başsavcısına sordular. 'Benden habersiz böyle bir şey yapamazlar, benim de haberim yok.' mealinde bir şeyler söyledi. Hemen o zaman yazacaktım, İlhan Cihaner örneğini vererek diyecektim ki "Haber vermelerini boşuna bekleme abi, ileri demokrasi var memlekette." Araya ev işleri girdi, yazamadım.


* Sonradan öğrendik ki, gerçekten MİT'çiler ifadeye çağrılmışlar.


Bağımsız yargıya nanik

3 Şubat 2012 Cuma

Bugünlerde nelere kıllanıyorum?

Sadullah Ergin'in yayımladığı genelgeye göre, hakkında yakalama kararı olan kişiler mahkemeye götürülmeden tutuklanabileceklermiş. Hımmm, bu bana çok tanıdık geldi!


Nasıl gelmesin, "Melancholia gerçek olsaydı, Türkiye'de neler söylenirdi, neler olurdu?" yazımda aynen şöyle demiştim:



31 Ocak 2012 Salı

Haydi PKK okula!!!

Yıl 2004. İrlanda ayrılıkçısı IRA teröristleri İngiltere'de hala kan dökmeğe, devlet görevlilerini ve sivilleri kaçırmağa devam ediyor. İngiliz halkında IRA'ya karşı nefret gittikçe büyüyor. Böyle bir ortamda zamanın Eğitim Bakanı Ruth Kelly şu açıklamayı yapıyor: 
''Kuzey illerine gönderdiğimiz öğretmenler görev yerlerine gitmediği zaman ya da ayrıldıkları zaman ücretli öğretmen almak durumunda

26 Ocak 2012 Perşembe

Melancholia gerçek olsaydı...

"Melancholia" filmini yazdığımdan beri aklımda olan bir şey var: Ya film gerçek olsaydı, Türkiye'de neler söylenirdi, neler yapılırdı? 


Tabii ki dünyalılar gibi Türkler de iki ayrılırdı. Diğer dünyalılar gibi 'Çarpacak' ya da 'Çarpmayacak' şeklinde düşünmek yerine 'Teğet geçecek' ya da 'Teğet bile geçmeyecek'  diye ikiye ayrılırdık. 


Melancholia'ya halkı kin ve düşmanlığa tahrik, aşağılama, silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla çete kurma ve yönetme, iktidarı eleştirme ve devlet büyüklerine hakaretten 500 yıldan az olmamak şartıyla dava açılmasını isteyenler olurdu.


Melancholia'yı

22 Ocak 2012 Pazar

Ezio Bosso'dan...

İki yıl önce Avustralya So You Think You Can Dance izliyoruz aşkımla. Sydney Dance Company dançıları geldi ekrana misafir sanatçı olarak. Koreografisini Rafael Bonachela'nın yaptığı "we unfold" isimli gösteriden bir bölüm sundular ve biz hem dansçılara, hem koreografiye, hem de müziğe aşık olduk.


Klasik müzik sevmeyen eşimin bile her fırsatta dinlediği Ezio Bosso'dan Symphony No.1 Oceans Finale "landfall We Unfold" part 2 karşınızda.

20 Ocak 2012 Cuma

Cem Yılmaz'dan..

Elektronik postama gelen, Cem Yılmaz'ın yazdığı söylenen İstikbal Marşı karşınızda:


İstikbal Marşı


Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak!
Dönmeyip Amerika'da arlanmaksızın yaşayacak!
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,

17 Ocak 2012 Salı

19 Mayıs kutlamalarına genelge

Ertuğrul Günay'dan 19 Mayıs incisi:

"19 Mayıs, 23 Nisan ve 30 Ağustos gibi bayramların kutlanması hiçbir zaman Türk milleti durdukça, Türkiye Cumhuriyeti durdukça engellenemez."

Herhalde doğrudur, engellenemez; her ne kadar gidişat pek öyle göstermese de. Hatırlayalım, E. Günay'ın bahsettiği iki şarttan biri

12 Ocak 2012 Perşembe

Savaşırız anketinin sonuçları

Şimdi ben bir anket düzenledim ya 'Kentsel Dönüşüm' diye, okurlardan itiraz geldi. Neymiş efendim, bi önceki anketin sonuçlarının analizini daha alamamışlar, böyle haksızlık, hukuksuzluk olur muymuş falan filan. Bi düşününce insanlara hak verdim valla. Böyle bi şey insan haklarına aykırı...


Sonuçları açıklamadan önce, civanım delikanlının Eylül 2011'de 'Gerekirse İsrail'le savaşırız.' söyleminden hareket alan anketin katılımcılarına teşekkür ederek başlayayım.


Ankette 'Savaşırız'ın karşısına başka bir seçenek de sunmak lazım geldiğinden,