Yarattığın dünyadan ibaretsin, ne bir eksik ne bir fazla.

31 Aralık 2014 Çarşamba

2015

Yeni yıldan beklentilerim:

Osmanlı'lara tez zamanda kavuşalım. Haa, milli irade derse ki 'Osmanlı' dediğin analar babalar, kızlar, oğlanlar, torunlar torbalar, kuzenler, kuzinler, dayılar, teyzeler ve bilimum kesişen kümelerden oluşan büyücek bir ailedir, onun yerine 'Erdoğanlı', 'Arınçlı', 'Davutoğlulu', 'Bulutlu', 'Gülenli' veya 'Uzunkavaklaraltındayataryatmazuyumazoğlulu' diye yeni bir aile versek olmaz mı, onlar da kabulüm.

Muasır medeniyetlerin seviyesini milli irade belirlesin ve hatta muasır ve medeniyet kelimelerinin anlamları da milli iradeden sorulsun. Milli irade ulemanın üstü olsun.

Şeyhülislam, komşusu açken tok yatan müslüman değildir sözünden hareketle, dünya ekonomisi cortlamışken bizimkinin uçuyor olması kabul edilemez fermanı yayınlasın.

Şadırvanlı medrese yaptıranların tüm günahları bağışlansın. Önemli uyarı: Akepeye oy verenler zaten günahkar sayılmadıkları için bi masrafa daha girmelerine gerek yoktur.

Öşür vergisi bölücü terör örgütü listesinden çıkarılsın.

Sigarayı, darbeyi, her türlü alkolü, cari açığı ve seksi çağrıştıran siklamen pembesinin caiz olmadığı ilan edilsin. 

Bunları saçma bulduysan, ya da değerli zamanımı harcadın diyorsan bi de şuna bak:

2015'de, seçimle işbaşına gelmiş olan apartman yöneticilerinin hepsi paraları cebe indirsin, apartmanı soysun soğana çevirsin. Bakalım, 

"Çalıyorsa benim paramı çalıyo sana ne!" 

diyen bi apartman sakini çıkacak mı?

25 Aralık 2014 Perşembe

Elin İngilizinden öğrenirsin Türkçeyi gari

Sabitfikir'in Kasım 2014 sayısından bir haber:

British Counsil bir rapor hazırlamış, adı da "Languages for the Future" imiş. Önümüzdeki 20 yılda İngiltere açısından önem kazanacak diller arasında bilin bakalım hangi dil de varmış? Yok yavrum arapça marapça diil, ülkenin yöneticileri tarafından unutturulmaya çalışılan öz be öz dilin Türkçe! 

Bu raporda, Türkçe öğrenmenin insana sağlayacağı yararlar sıralanıyor imiş. Sabahattin Ali, Oğuz Atay, Yusuf Atılgan, Cemal Süreyya gibi ciddiyetle okunması gereken pek çok yazar adı verilmiş. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" ve Hasan Ali Toptaş'ın "Gölgesizler" ve "Heba" gibi İngilizceye yeni aktarılan kitaplar okunması 'olmazsa olmaz'lar arasında imiş. (Sahi bizim 'yöneticilerin' kaçı bunların adını duymuştur deyü sormayacağım, ayıp ederim yani zira bunları da en iyi onlar bilir onlaaar.)

Eh, bizim yöneticiler için arapça marapça 'olmazsa olmaz' iken, elin İngilizi için Türkçe 'olmazsa olmaz' imiş. Bugün İngilizce öğrensin diye İngiltere'ye gönderilen çocuklar, yakın gelecekte bi gün unutturulan Türkçeyi öğrensin deyü gönderilsinmiş İngiltere'ye.

19 Aralık 2014 Cuma

Madem öyle, gel böyle



Bak, bi şey diycem: 'çArşı'dan terör örgütü, terörist falan çıkaramazsın, tıpkı Genel Kurmay Başkanı'ndan, TSK'dan, üniversitelerden, profesörlerden, gazetecilerden, yazarlardan, çizerlerden, çocuklardan, velhasıl bu toplumun can damarlarından çıkartamayacağın gibi; boşuna debelenme... Haa, bi de, Apo'dan 'barış süreci'? O-l-m-a-z. Çıkmaz yani. Okey?

Bu adamlar da olmasa, Gezi unutulup gidecekti valla, her fırsatta hatırlatıyorlar. Madem konumuz Gezi, tweetleri bi hatırlayalım istedim. Bunlar ilk parti, devamı gelecek. Hadi iyi eğlenceler :))


* * *

Şu anda bir araya gelip memnuniyetsizliğimizi dile getirmenin meşru yolu nedir? Bir yol gösterir misiniz?@cbabdullahgul, @RT_Erdogan

Önce her şey bir gaz bulutuydu, sonra hayat başladı!

Buzdolabında sebepsizce duran limon; biz seni hiç anlamamışız direnişin bir simgesi de senmişsin meğer.

Tayyip yokken sanki

10 Aralık 2014 Çarşamba

Şükürler olsun

Rabbimize sorduk, Zürih dedi; kıramadık tabii, ağlaya ağlaya gittik gavur ellere. Şükürler olsun ki sağ salim geri döndük.

Daha havaalanına girişten itibaren memleketimizi özleyeceğimiz belli oldu. Aracımız bizi bıraktıktan sonra eşim tekerlekli sandalye almak üzere içeri girdi. Bekle, bekle gelmeyince 'Canım kocam herhalde üreticiye gitti; kıymetli kaidem kullanılmışlarda heba olmasın diye.' diye düşünmeye başlamıştım ki,

28 Kasım 2014 Cuma

Yüklerinizi indirin

Sırlar, insanın üzerine yük bindirir. Bazen daha hafif ya da daha az kızgın olmanın tek yolu, bu yükü indirmektir.


15 Eylül 2014 Pazartesi

Toprak bütünlüğü ve referandum

İngiltere hop oturup hop kalkıyor, çünkü İskoçya'da bağımsızlık referandumuna sayılı günler kaldı. 

İngiltere'de iktidar "N'olursun güzeliim sevsen beniii" derken, ayrılıkçıların bağlılıklarına, sadakatlerine - bizdeki görücü usulü hesabı, sevgi olsa n'olur, olmasa n'olur - talip olmuş vaziyette. Kesenin ağzını açmış, vaatler üstü vaatler...

Bağımsızlık referandumu dünyayı, en azından Batı'yı çok yakından ilgilendiriyor. Bakın, sıradaki ülkeler

8 Eylül 2014 Pazartesi

İktidarın üç yıl yedi ay önceki büyük operasyonu

Bildiğiniz gibi evde gazetelerden keserek topladığım bir arşiv var.  Bu kadar pisliği tertemiz evimde barındırmamalıyım, diyerek operasyon başlattım dün. Emeğime (gazeteyi, haberi okumuşum, kesmişim, üzerine tarihi ve notlarımı yazmışım, ilgili dosyaya yerleştirmişim...) saygısızlık etmemek adına hemen hepsini birden sıfırlayamadım tabii; bu süre alan bir iş biliyorsunuz. Ayıklıyorum, çoğu çöpe. Ayırdıklarımın da yazıldıktan sonra gidecekleri yer belli. 

Mesela bu, aradan 3 yıl 7 ay geçmesine rağmen ülke ve tabii iktidarının,

4 Eylül 2014 Perşembe

Dünya Basketbol Şampiyonası ve Türk takımı

İlk maçımızı seyredememiştim, sonradan son 7 dakikasını seyrettim. Epey bi uğraş vermiş çocuklar, aferin de, illa yumurta kapıya dayanınca mı yani! Ardından Amerika, Ukrayna ve Finlandiya maçlarımız geldi. Bugünkü için yapacak bişi yok artık, Allah kerimden diyebiliriz belki, ama her işimizi de ona bırakmasak iyi olur hani... 

ABD'ye basketbol bursu ile giden bir kız arkadaşım var, dumura uğrayan. Bizimki burada 2 km koşu ile çalışırken, oradaki koç takımı 10 km koşturduktan sonra takım antremana devam ederken, bizimkinden 100 net faul atışı istiyormuş - 100 net ne demek anlayabiliyor musunuz?! Üstelik bu kadınlar takımı! Bilmem anlatabildim mi...

Kimse kusura bakmasın ama, ben öyle Amerika'yı ilk yarıda çok iyi durdurduğumuzu, çok iyi savunma yaptığımızı falan düşünmüyorum. Benim gördüğüm, Amerika,

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Meclis'in tatil edilmesi

Haziran sonunda kapanması gereken Meclis, üç kez mesai uzatma kararı almıştı. Önceki gün, 'ülkeyi yönetmeyi de en iyi biz biliriz biz' diye özetlenebilecek yollardan biri olan 'Torba Kanun' tasarılarından birinin tam da bir bölümü kabul edilip, kalan bölümlerine 'Kabul' eli kaldırılacakken... 

Aaaa, o da ne?

Danışma Kurulu önerisi getiriliverdi. Öneri kabul edildi - akepelilerin önerisini yine akepeliler kabul ettiler sizin anlayacağınız. Kabul edilen bu öneriyle Meclis, 1 Ekim Çarşamba gününe kadar tatile girmiş oldu.

Üç kez alınan çalışma kararının ardından, neden aniden tatil kararı alındığı bir kısım vatandaşlar tarafından malum; konumuz o değil.

Konumuz şu:



İktidardaki kendi partisi tarafından kabul edilen bir günlük tatile bunca atarlanan Suat Kılıç, ne yaptı da bu tatili hak etti, sesini çıkarmadı? Tribünler en azından bi tepki bekliyo yaw :))

* * *

Peygamber efendimiz diyor ki:

"Allahım! Tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlığın verdiği düşkünlük ve cimrilikten sana sığınırım." (677)

12 Ağustos 2014 Salı

PKK mı, İD (İslam Devleti) mi?

Civanım delikanlının iki çocuğu dersek yanlışlık yapmış olmayız.

İlki, yakından tanıdığımız, yaklaşık 40 bin insanımızı şehit eden Pekaka terör örgütü. Hoş, kimi akepeliye göre 'evlatları', kimine göre yeni bir anayasa yapılacak 'ortak', kimine göre Hava Kuvvetleri K.'nı kapattıracak kadar 'hassas', kimine göre terör örgütü değil de 'karşı taraf'; o ayrı. İkincisi, adı IŞİD iken, kurucusu Ebu Bekir El Bağdadi'nin

7 Ağustos 2014 Perşembe

Bekir Coşkun'a: Aramıza hoşgeldin

Sevgili Bekir Coşkun'un bugünkü yazısının başlığı "Cennet'e Gitmek İstemem..."

Önce onu okuyun. Sonra benim bloguma girin bir zahmet. Ana sayfada yazılarımın yanında yer alan sütunda sırasıyla var olan başlıklar:

'isteataturk.com' 

'Akepe: Beraber Yürüdük Biz...'

'Mevlana der ki' 

Ve bunun altındaki başlık da şöyle:

'Diyorum ki:'

Yıllar önce demişim ki:

"Cennette bunlarla sonsuza kadar yaşamaktansa, cehennemde yanmayı tercih ederim."

O yüzdendir Bekir Abimize "Aramıza hoşgeldin." demem.

14 Haziran 2014 Cumartesi

Delilin yoksa sana kim inanır - Kadir'den başka

Birkaç gün önceki Meclis görüşmelerinden tutanaklara yansıyanlarda ve hatta 11 yıldır iktidarda olan akepeli zihniyette bir gariplik, bir yanlışlık var. Bu görüşmelerin, 1. yılını kutladığımız! başka bir olayın aynı zamana denk gelmesi çok da manidar gelmiyor bana. Çünkü biz bunu günde 3er 5er kez yaşamaya alıştık.


MHP'li Sinan Oğan:

"IŞİD Irak'ta Musul'u ele geçirmiş. Musul'da bugün devlet yok. Musul Başkonsolosluğumuz bugün..."

Akepeli Bülent Turan, Oğan'ın lafını kesiyor; Sinan Oğan devam ediyor:

"Bugün bu saatlerde..."

Akepeli yine sözünü kesince Sinan Oğan şöyle diyor:

21 Nisan 2014 Pazartesi

Boya badana işleri

Yedi yıl aradan sonra her zamanki boyacılarımızı çağırdık ki Mayıs'ta evi baştan ayağa boyasınlar; evin havası bir yenilensin - bu arada bizimki de yenilenirse bonus olur, o ayrı.

Cuma akşamı geldiler, oturduk konuştuk, sorularımızın yanıtlarını aldık. Abla sen bi şeyciğe elini sürme biz toplarız, örteriz, işimiz bitince siler süpürürüz, eşyaları yerleştiririz, diye yemin billah ettiler. En büyük problemimiz olan, kuzeye bakan salonumuzun mantolama yapılmayan bir cephesinin ısı yalıtımını içeriden  yapabileceklerini öğrendik, derin bir oh çektik. Lafı uzatmayayım, Mayıs'ta ne zaman gelirsiniz diye sorduğumuzda, Pazartesi başlayalım, dediler. Ben ki, bu tarz büyük işlerden önce en az 1 haftaya ihtiyaç duyarım, kırılacak dökülecek, incikli boncuklu, irili ufaklı ne kadar süslerim varsa kendim kutulamak isterim vs. ama gelin görün ki, sanki bir çivi çakıp gideceklermişcesine rahat, eh tamam o zaman Pazartesi başlayın, dedim. 

Kocam bana hayretle baktı ama karşı çıkmayıp, peki, demekle yetindiysede, boyacıların ardından kapıyı kapattıktan sonra ilk sözleri şunlar oldu:

- Kimsin ve karıma ne yaptın? 

Diyeceğim o ki, hayatın kısa bir kaçamak olduğuna ve zaten sınırlı olan enerjimi ıvır zıvır işlere - ve insanlara - harcamamam gerektiğine 3 beyin ameliyatından sonra - ancak - karar verebildim. Bu ve benzeri durumlar için atalar ne demişler: Geç olsun, güç olmasın :))

Enerjinizi hak edenlere harcayacağınız mutlu haftalar olsun.

16 Nisan 2014 Çarşamba

30 Mart 2014 Pazar

Seçim sonuçları açıklanırken...

Başbakan yardımcısı Emrullah İşler konuşmasında,

"Hem Ankara hem de İstanbul'da kazandıklarını açılayan CHP'lilerin yüz ifadelerine bakın, kazanıp kazanmadılarını anlarsınız: Yüzlerinden düşen bin parça."

dedi.

Be ademoğlu, sen hiç kendi başbakanının, konu kazanmış birinin yüz ifadesi ise, "balkon" konuşmalarında suratına baktın mı? 

Benim o yüzde gülme ifadesi görmüşlüğüm Obama'nın yanında yer aldığı zamanlar; hoş bu yakınlarda görüşmediklerinden dolayı onu da artık göremez olduk...


7 Mart 2014 Cuma

Şu dinlemelere bi de bilgiler ışığında bakalım

Kriptolu telefonumu dinlediler; Başbakanın kriptolu telefonunun şifresini çözdüler (B. Kuzu'dan da itirafların ardı arkası kesilmiyor yani :)))

Fatma Şahin diye bi bakan vardı hani bi zamanlar, Şamil Tayyar "Dinleniyorum" dediğinde, 

"Hukuk devletiyiz, herkes herkesi istediği şekilde dinleme yapamaz." (Ah, güzel Türkçemiz!!!)

diyerek, içişleri bakanıyla gerekli müfettiş çalışmalarına başladıklarını müjdelemişti falan. Günümüze ilişkin 3 konu var:

1) Bi müfettiş

6 Şubat 2014 Perşembe

Bülent Arınç'a sorular

Bülent Bey, ilk Bursa'da Atatürk Kültür Merkezi'ndeki konuşmasında, sonra bu yakınlarda demiş ki:

"Biz gidersek, ekonomi çöker, maaş ödeyemezler! Çiftçiye destek veremezler. Bu insanlar mı Türkiye'nin başını dik tutacak? Para, üretim, ihracat, hamle, yatırım olmaz! Kalkınma olmaz! İnsanlar birbirine düşerler. Ben buluyorum, buluşturuyorum her ay milyarları veriyorum. Allah'ın bereketi var. Otoyol, otoban, hastane yapıyorum, katrilyon para harcıyorum, daha ne istiyorsunuz?"

Bunları okuyunca yine bana iş çıktı dedim :)) Eee, ne diyelim Rabbim verdikçe veriyor :)) 

Aklıma ilk gelen, can alıcı demeyelim de, can yakıcı diyelim - neticede can almak Allah'a mahsustur ve hiç kimse, civanım delikanlı hariç, Allah'ın tüm vasıflarını taşımıyor - sorular:

* Ekonomi tıkırında, IMF'ye borç verecek durumdayız, Dünya'nın 7. büyük ekonomisi olduk, Hazine TL olsun, dolar olsun öyle bi dolu ki zor sığdırıyoruz valla, Türkiye kanatlandı uçuyor ve benzerisöylemler mi yalandı, yoksa şimdiki ekonomi çöker, maaş ödeyemezler söylemi mi? 

* Eğer her ikisi de doğruysa, giderken tıkır tıkır işleyen ekonomiyi, Türkiye'yi uçuran enstrümanları, Hazine'deki tüm paraları falan yanınızda mı götüreceksiniz ki, yeni gelen maaş ödeyemez, üretim, ihracat, hamle, yatırım yapamaz, kalkınma olmaz diyorsunuz?

* Eğer bütün bunları yanınızda götürecekseniz, bize ak parti demeyen şerefsizdir, abdestimizden şüphemiz yok, elhamdülillah müslümanız, sosyal devleti ak parti getirdi vb. tarzı açıklamalarınızın halen arkasında mısınız?

* Çiftçiye destek veremezler derken mazota, gübreye sizin yaptığınız kadar zam yapamayacaklarını mı söylüyorsunuz, yoksa büyükbaş hayvandan, süt hayvancılığı için en değerli yem olan pancar küspesinden, samana kadar her şeyi ama her şeyi ithal edemeyeceklerini mi? Ya da sizin yaptığınız gibi mazotu yatçılara gemicilere ucuz, çiftçilere pahalı satamazlar mı? Dur buldum galiba, bizim yaptığımız gibi çiftçilerin ticari amaçlı tohum satmalarını yasaklayarak, yabancıların yönetimine terk ettiğimiz tohumculuk birliğinden her yıl para ödeyerek hibrit tohum almak zorunda bırakamazlar ve bizim yaptığımız gibi ürün yerine ekilmeyen araziye destek veremezler mi demek istiyorsunuz?

* Bugün söylediğinin/yaptığının tam tersini ertesi gün söylemeler/yapmalar mı Türkiye'nin başını dik tutuyor?

Misal, 3. köprü cinayettir, Bu davaların savcısıyım, Fransa'nın Libya'da işi ne, Teröristlerle görüştüğümüzü ispat edemeyen şerefsizdir, Yakın bir zamanda Şam'da namaz kılacağız, Türkiye bölgesel ve küresel güç olma yolunda ilerliyor, İtalya'da Temiz Eller'e hayran olanlar şimdi bizde niye rahatsız oluyorlar Türkiye bağırsaklarını temizliyor'a bi de dün ellerinden öpülen hoca hazretleri, bugün haşhaşi oluveren Feto'yu ekle...

Ya da, memleketi olan Darfur'da soykırım yaptığı gerekçesiyle tutuklanacaklar listesine giren Sudan devlet başkanı El Beşir'in kırmızı halılarla ağırlanması; Dünya'nın küresel terörist olduğunu kabul ettiği, el kaidenin finansörü Yasin El Kadı için 'hayırsever biridir, kendim kadar güveniyorum' denmesi mi?


'Okuyacaklar ama anlamayacaklar' diyen birine milli eğitimin emanet edilmesi mi?  

Tut ki, bunları geçtim, amma 


"TÜRK DİYE BİR IRK YOK." 

diyenleri hala partisinde barındırmaya devam eden sizler mi Türkiye'nin başını dik tuttuğunuzu ima ediyorsunuz, anlayamadım da?

* Eğer gerçekten öyleyse, örneğin, Yunan Başbakanı Samaras'ın Türkiye ziyaretinde Başbakanınızla düzenlediği ortak basın konferansında"Türkiye bu bölgelerde (Ege ve Akdeniz) petrol ve doğalgaz araştırması yapamaz." demesi mi Türkiye'nin başını dik tuttuğunuzun bir kanıtı?

* Şu başı dik tutma konusunda, ÇalışMa bakanlığının işveren için düzenlediği 'işçiyi kolayca işten çıkarma seminerleri' olsun, 29 Ekim kutlamalarının yasaklanması olsun, ihale kanunun 11 yılda 37 kez değiştirilmesi, 60 kez devre dışı bırakılması, tutuklu gazeteciler sıralamasında dünya 1.si olmamız, atanamayan öğretmenler, biber gazı tüketiminiz, internet sansürü, muhalif protestoculara 'silahlı terör örgütü üyesi' adı altında hapis cezaları verilmesi, ve belki de en önemlisi yolsuzluk iddiaları vb. konularla ilgili soruları sırf güzel hatırın için sormuyor olmamı fark ettiniz, değil mi?

* Para, ihracat, hamle, yatırım olmaz derken Türkiye'nin tarihini gerçekten hiç bilmediğinize inanmamızı mı istediniz?

* Bilmiyorsanız size Cumhuriyet'in ilanından önce başlayarak 1950'de Demokrat Parti iktidarına kadar devam eden, sizsiz ve sağ politikalarsız da pekala işleyebilen -kısaca- ekonomik hamleleri anlatan kitaplar önererek bilgi dağarcığınıza bir katkı sunabilir miyim?

* Eğer saydığınız tüm bu ekonomik hamleleri 10 yıldız iktidar olan sizlerin eseri ise, 91'inci yılını kutlayacağımız Türkiye Cumhuriyeti'ni sizin kara kaşınız kara göz mü yoktan var etti demek istiyorsunuz?

* İnsanların birbirine düşer derken, Komşunuzu ihbar edin'ler mi, Hayatında iki koyun gütmemiş olanlar mı, Hadi ananı da al git burdan'lar mı, Hayır diyen darbecidir'ler mi, Bitaraf olan bertaraf olur'lar mı, Dindar ve kindar nesil istiyoruz'lar mı, Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum'lar mı, Sen ne mutlu Türküm diyene dersen o da ne mutlu Kürdüm diyene der, Cemevleri ibadethane değil'ler mi, Ben hepsinden daha Aleviyim'ler mi, Vatanhainleri mi, Sayın Öcalan'ın aldığı keller mi, Hem laik hem müslüman olunmaz ya laik olacaksın ya müslüman'lar mı, İki ayyaşın yaptığı yasa'lar mı, Polislerim işgal kuvvetleri karşısında destan yazıyor'lar mı, (gazeteciler, odtü, tüsiad, sanatçılar, yabancı gazeteler ve tv'ler dahil önüne gelene) Yazıklar olsun'lar mı, Evde tuttuğumuz yüzde elli'ler mi, Diyarbakır'dayken Kürdistana hoşgeldiniz'ler mi, Önüne gelen şehit gazi derneği kuruyor'lar mı vb. miyonlarcasının mı bizi birbirimize düşmekten alıkoyduğunu söylüyorsunuz?

* Ya da 'insanlar' derken, Türkiye'den değil de, bambaşka ülkelerin bambaşka insanlarından mı bahsediyorsunuz?

* Ben buluyorum, buluşturuyorum derken, öncelikle ilk üç soruya verdiğiniz yanıtları bilmem gerek ki bakarsınız bambaşka sorular geliverir aklımıza. Yine de o yanıtları bilmeden soracaklarım da var yani :)

@ Sizden öncekiler bi şekilde o işleri hallediyorlardı ki insanlar her ay maaş alıyorlardı, doğru mu? Sizden önceki hiçbir iktidardan böyle bi mağduriyet, ağlama duymadığımıza göre demek ki TC'nin yeteri kadar parası vardı, doğru mu? İktidarınızın on küsuruncu yılında o paralara + misal özelleştirmelerden gelenlere filan ne oldu da, bulup buluşturmak zorunda kalıyorsunuz? 

* Dünyanın en akıllı ana babasının çocukları siz misiniz ki bulup buluşturmak size özel olsun? Anlayacağınız şekilde sorayım: Sizden başka hiç kimsenin bulup buluşturma yeteneğinin olmadığını mı söylüyorsunuz?

* Bu bulup buluşturmalarınızın yurttaşların omuzlarına binen yükü, maliyeti nedir? Kimlerden ve neler karşılığında bulup buluşturuyorsunuz? Müslüman olduğunuz için bilirsiniz, karşılıksız vermek Allaha mahsustur.

* Allahın bereketi var diyorsunuz ya, kaynağı nedir? Para mı kullanıyor, yoksa incileri, zümrütleri mi tercih ediyor? Hangi banka(lar)la çalışıyor? Iban no.su ne? Ya da loto, piyango vb. şans oyunlarının hükümetinize/devlete mi çıkıp durmasını sağlıyor? Bi konuşmanızda kendisine biraz da bizlere bereket gönderip gönderemeyeceğini sorar mısınız? (Allahı işin içine katarsan...)

* Üç kalemlik hizmetlerinizi sıralayıp daha ne istiyorsunuz diye sormuşsunuz ya, bunları minnet duyalım, şükredelim diye mi yapıyorsunuz? 

* Bunları yapmasak da olurdu ama hadi iyisiniz mi demeye getiriyorsunuz? 

* Milli irade dediğiniz kesim kimlerdir? Bu kişilerin, bu hizmetler dışında sizden başka bir beklentisi olmaz diye önyargınız varsa bile, her yurttaşı onlarla bir mi tutuyorsunuz? 

* Eğer evet diyorsanız, Allah akıl dağıtılırken diye başlayan güzel bi atasözümüz var, hatırlar mısınız, hatırlatayım mı?

* Daha fazlasını istemek suç mudur? Suç ise Anayasa'da nerede yazdığını söyleyebilir misiniz?

* Önce, manidar demeyeceğinize söz verin, Gezi direnişinde A. Gül'e ve Allahın tüm vasıflarını taşıyana gönderilen ve yanıtsız kalan bir tweet vardı; madem soruyorsunuz daha ne istiyorsunuz diye, şunu yanıtlasanıza:

"Şu anda biraraya gelip memnuniyetsizliğimizi dile getirmenin meşru yolu nedir? Bir yol gösterir misiniz?" 

Yanıt için ip ucu vereyim: 'Sandık' diyecekseniz, sorunun başına daha dikkatli bakın, 'şu anda' diyor.

* (4 yılda bir yapılan seçimlerin sonucunu) 'Sandık' son kararınız ise, bu durumda "Türkiye'ye özgürlüğü biz getirdik" sözleriniz ne oluyor?

* Hayat otoyol, otoban, hastane etrafında dönüyor ise, sizden önceki iktidarlar da otoyol, otoban, hastane yaptı - fazladan memleketi demir ağlarla ören oldu - onlarla alıp veremediğiniz ne? 

Hadi iyi işlerrrr.




4 Şubat 2014 Salı

Eğlencelik

Allahın tüm vasıflarını taşıyan 30 Nisan'da söylemiş, ben 6 Mayıs 2013'de yazmışım. 

Kısacık bişi, eğlence olsun diye bi bak :))

*

Yazılarımda bundan sonra 'civanım delikanlı' yerine 'Allahın vasıflarını taşıyan'ı kullanacağım; şimdiye dek bi itiraz gelmediğine göre...  


28 Ocak 2014 Salı

Neden yolsuzluk yaptıklarının açıklaması

Bu habere de yayın yasağı gelmeden yazmalıyım.

Burhan Kuzu, akepe kurucu üyesi olan bir siyasetçi. Ama her şeyden önce bir Anayasa hukukçusu profesör. Yeni Anayasa hazırlanırken komisyon başkanlığı yapan isim. 

Neden yolsuzluk (yani dillerinden düşürmedikleri milli iradeden çalmak, yetim hakkı - kul hakkı yemek) yaptıklarına dair açıklama, CNNTürk'ün Aykırı Sorular programında ondan gelmiş:

Enver Aysever: Neden solcular genelde siyasi suçlardan içeri giriyor da sağcılar hırsızlıktan giriyor?

Burhan Kuzu: Sol iktidara az geldiği için.

Yani, iktidar olunca illa hırsızlık, yolsuzluk yapacaksın, diyor. Bi nevi Allah'ın emri. Yarın öbür gün Kuran'da böyle bi ayet bulup çıkaran bi AK'layıcı ekranlara düşerse, gerçekten şaşırmayacağım :)

Allah mı söyletiyo nedir bilmiyorum ama bari yakın geçmişimizden gördükleri, tanık oldukları Ecevit'i hatırlamayana, politikacı-milletvekili, hatta bu yurdun ferdi bile demem ben arkadaş!




25 Ocak 2014 Cumartesi

Yıllar öncesinden bir ders

Atatürk Amasya ziyaretindeyken vali konağında yörenin ileri gelenleri ile sohbettedir. Bir ara tam karşısında oturan birine takılır gözleri. Yaşı ellinin üzerindeki bu adam, beline kadar sakalıyla Atatürk'ün dikkatini çeker. Ata, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar: 
- Kimdir bu?

Vali yanıtlar:
- Efendim, kendisi şıhtır; yörede çok hatırlısı vardır.

Atatürk

23 Ocak 2014 Perşembe

Naçizane bi öneri :))

Biliyorsunuz, bir ayakkabı kutusu, altı para kasası, bir para sayma makinesi, TIR'lar vs derken memlekette sular durulmuyor. Civanım delikanlının 'hepsi benim adamlarımdan olsun' fanteziyle emniyette, adalette (savcılar, hakimler) vs yetkilerin elinden alınması, görevden almalar, başka yere sürmeler dur durak bilmiyor. Hayır, başka bi memlekette olsa iktidar miktidar kalmazdı şimdiye dek. Ama burası Türkiye.

Bütün bu yaşananlar bana Soğuk Savaş dönemi ABD'siyle SSCB'sini hatırlattı. Amerika'ya yerleştirilmiş 'uyuyan ajanlar'ı vardı ya Rusya'nın... Hepsinin sıradan işleri, sıradan gelirleri vardı. Çocukları Amerika'da doğmuşlardı. Orta halli mahallelerde ikamet ettikleri evlerinin verandalarında Amerikan bayrağı dalgalanırdı falan. 

Bugün de Türkiye'de civanım delikanlı kim açık açık Feto'nun adamı biliyorsa bile, kim bilir çevresinde 'uyuyan' kaç tane Feto ajanı vardır, öyle değil mi? Hani, civanım delikanlının 'herkes bana karşı' paranoyasını azdırmak gibi olmasın ve en önemlisi de zamanlaması manidar olmasın ama, kendisine naçizane bi öneri de benden olsun:

Erdoğan, trust no one.


8 Ocak 2014 Çarşamba

Bunun zamanlaması daha da manidar :)))

Civanım delikanlı Japonya'da ya. Gazetecilerin sorusu üzerine

"Ölene kadar ben burada (bulunduğum mevkiide) kalacağım demek doğru bir mantık değildir." 

diyerek akepedeki 3 dönem - bozulması an meselesi olan - 'kuralını' anlatmış, kendisinin de 3. dönemi olduğunu söylemiş. (Aslında, Japon başbakana 'Valinize söyleyin de Olimpiyat başvurunuzu geri çeksin.' demişti ya... Japonya'nın bırakın olimpiyatları düzenlemekten vazgeçmesini,