Yarattığın dünyadan ibaretsin, ne bir eksik ne bir fazla.

27 Ocak 2011 Perşembe

Balerinin Oscar'la dansı

Aşkım geçen hafta elinde bir sürprizle geldi eve. 

Bir paket. Daha doğrusu küçük bir kutu. Nedir, diye sorsam da, yemekten sonraya kadar sabret, dedi. Tahmin ettiğiniz gibi, benim için mümkün olan en son hızda sofrayı hazırladım. Aşkım daha ızgaranın başında. Benim de gözüm pakette. Yemeğimizi yedik. Sofra toplandı. Bende heyecan dorukta! Tam salona doğru ilerlerken, aşkım muzip bir ifadeyle ''Kahve içer misin?'' diye sorunca, patladım artık, ''Yaaa!'' diye. Güldü tabii, ve kutuyu koltuğa bıraktı, 'Sen içkileri hazırla, ben rahat bişeyler giyinip geliyorum'u durumumuza uyarlayıp, kahve yapmaya gitti.

'Yaşa, varol!' tezahüratlarıyla karşıladım kocamı. Çok istiyordum seyretmeyi, o da almış getirmiş. Hazır mısınız okumaya? ''Siyah Kuğu'' başlıyooor!
http://guvenilirblog.blogspot.com/2011/01/siyah-kugu-black-swan.html

26 Ocak 2011 Çarşamba

Daha neler olacak neler!

Uzun zamandır bekliyordum böyle bir şeyi.

Ne zaman, nerede ve nasıl olacak diye.

Şimdilik, spor kulüplerinin sorunları ve şiddet sorunun araştırılması amacıyla kurulan bir Meclis Araştırma Komisyonu'nda dile getirmişler ama, önümüzdeki seçimlerde de tek başlarına iktidar olurlarsa, sadece bu konu ve benzeleri için özel bir Meclis Araştırma Komisyonu kurabilirler; benden söylemesi.

14 Ocak günü bazı gazetelerde küçük bir haber olarak yer aldı. Fahrettin Poyraz ve Tuğrul 

24 Ocak 2011 Pazartesi

En çok hit alan yazılarım

Geçenlerde aşkımla blogumun genel tablolarına bakıyorduk Google Analytics'den. Harika bir araç. Kim, nereden, ne zaman ziyaretinize gelmiş, ne kadar kalmış ve daha ne detaylar veriyor aklınız şaşar. Şaşmasın tabii, teknoloji bu boyutlara geldi artık.


Dedi ki, en çok okunan yazılarını da koysana bloguna. Güzel fikir, dedim. 


İşte size, 2010'da (1 Ocak - 31 Aralık) en çok okunan 10 yazım:

  • 10. sırada, hatırladıkça ''Allahım çok ucuz atlatmışım!'' dediğim bir olayın hikayesi:

22 Ocak 2011 Cumartesi

Her şeyin vardır elbet bir sebebi

İnançlar ve gerçekler

İlköğretimde türban meselesi sorulduğunda, üstün müslüman civanım delikanlı,


''Özgürlüklerin tanımı noktasında açıklama yapmam. 
Çünkü özgürlüklere olan inancım çok farkı.''


demiş ya, gereken yanıt kimden gelse beğenirsiniz: TBMM Adalet Komisyonu Başkanı akepeli Ahmet İyimaya'dan! 

19 Ocak 2011 Çarşamba

Tezgaha gel vatandaş

Valla sırf senin için... 

Hani içki yasağı falan için hükümetten, 

'Ne yapıyorsak milletin sağlığı için yapıyoruz.' 

diyenler var ya, ben olsam sizin yerinizde inanmazdım. Neden mi?

18 Ocak 2011 Salı

Bertaraf olmak ve Galatasaray

Çok sevgili bir arkadaşım, Zeynep aradı bugün, naber demek için. İyiliklerden kötülüklerden bahsettikten sonra canının çok sıkkın olduğunu söyledi. Hayırdır, diye sorunca başladı anlatmaya.


Sıkkınlığının sebebi, yeni Ali Sami Yen'in açılışında yaşananlarmış.


Farkındaysanız inceden bir protesto olayım söz konusu yeni stadın adıyla ilgili. Üstelik ben Galatasaraylı bile değilim. Neyse, konumuz benim bu protestom değil, ama, o günkü protestolar.


Galatasaray taraftarı ve aynı zamanda Galatasaray liseli olan bu arkadaşım o gün oradaymış. Protestoculara 

17 Ocak 2011 Pazartesi

Bir ucube, bir deli, bir terörist bir araya gelince...

Arşiv denince aklıma, balya balya yığılmış kağıtların, hangardan daha büyüğünden bir küçük odacığa varana kadar değişken mekanlarda raflarda istiflenmesi geliyor nedense. Belki yaşımdan dolayı, belki de yazılarım için günlük gazeterden kestiğim kısımları böyle dosyaladığım için, kimbilir.


Aslında daha başka, kağıtsız, rafsız, deposuz bir arşiv de var. Allah interneti bulandan, yaygınlaştırandan falan razı olsun. İnternet aslında bir dünya arşivi. Uzatmayacağım, tam anlamıyla süper bir şey olduğunu hepimiz biliyoruz.


Konuyu yine siyasete bağlayacağım. İnternette başka bir şeyler arıyordum. Bundan tam 1 yıl önce, 17 Ocak 2010'da Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve İstanbul Kongre Merkezi'nin açılışına rastladım. Konuşmayı yapan,


15 Ocak 2011 Cumartesi

Üstün müslümanlık, aflar, şehitler ve akan kanlar üzerine...

Çok şükür sonunda belgelendi!

İçim bi rahat etti ki, anlatamam. Kaç yıllardır - belki bin yıllardır(!) - bu anın gelmesini bekliyormuşum da, haberim yokmuş. İçimdeki o kaynağı belirsiz sıkıntı bir anda yok oluvermesin mi! Artık ne ekonomiyi, aç açıktakileri, işsizliği, geçim derdini, eğitimli - eğitimsiz cahilleri, ne de benzin fiyatını, içki düzenlemesini, yolsuzlukları, konfederasyonları vs falan sorun etmem ben. Çünkü artık belgesi var. 'Olmayan şeyin belgesi olmaz' gibi bi durum yok çok şükür...

Hala soruyosan 'hayırdır?' diye, sana önce bi şaşırayım duymadın mı daha diye. Ayolcum,
o biiir üstüüün,
o biiir müslümaaaan,

13 Ocak 2011 Perşembe

Kırklareli, Edirne, Çanakkale üzerinden Artur

Dün çalışma odasına biraz çeki düzen vereyim derken elime 2003 yılına ait bir ajanda geçti. Neymiş diye bakınca geçen Ağustos'ta annem, ablam, yeğenimle birlikte çıktığımız tatilin notlarıyla karşılaşmayayım mı! Yuh olsun bana dedim. Yolculuğun birinci yıl dönümü gelmeden hemen yazayım bari.

Türk'ün yardımseverliği  ;-)

Aslında destinasyon yine Artur'du ama, hadi bu sefer geze geze gidelim dedik ve Kırklareli, Edirne ve Çanakkale'yi kapsayan bir yol programı yaptık. Nerelere gideceğimizi, neleri göreceğimizi listeledik. Kalabileceğimiz otellere Melis'ciğimle birlikte baktık. Bir çoğu odaların fotolarını internet sayfalarına koymuşlar zaten. Ama tuvalet-banyo konusunda sorunlu bir kişilik olduğum için, fotosu olmayanları tek tek aradım, ki otele gittiğimizde herhangi bir sürpiz olmasın. Doğal olarak bir kısmı uydu, bir kısmı uymadı; uymayan otelleri eledim hemen.

Edirne'deki Taş Odalar Oteli'ni

10 Ocak 2011 Pazartesi

Kimseden gık çıkmıyor ya...

Civanım delikanlı, 4 Ocak Salı günkü TBMM'ndeki grup toplantısında bir kısım milletin vekillerine, hükümetin icraatlarını haritalarla anlatmaya çalışmıştı da, yanlış harita alkış almıştı.

Hani seyircili çekilen televizyon programlarında, seyircilere alkışlamaları gerektiğini haber eden büyük, ışıkları yanıp sönenen tabelalar vardır ya... Ne bileyim, bir anda aklıma onlardan mı alınsa acaba diye bi fikir geliverdi işte... Neyse, aslında yazacağım şey bu değil.

Türkiye'nin 'bölünmüş yol' haritalarını, iktidarlarından önceki ve sonraki olmak üzere
karşılaştırmalı göstermişti ve demişti ki: ''Nerden nereye.''

Adam haklı dostlar.

İki günlük bir çalıştay sonunda, 

Yılmaz Özdil'den...

Kanuni
Hukuk hakkında ahkâm kesmek için, hukuktan önce aritmetikten bahsetmek gerekiyor sanırım.

Ortalama insan, ortalama hızla okuduğunda, okuduğunun yüzde 60'ı aklında kalır... Anlamayı, akılda tutmayı boşverip, sadece okursa, dakikada 120 kelime okur.

1 milyon
346 bin 857
1 milyon 346 bin 858
1 milyon 346 bin 859 gibi, kelime okumak yerine, çok haneli sayı saymaya başladığında, hızı yarı yarıya azalır... Dakikada ortalama 60'a düşer.

Yani?

9 Ocak 2011 Pazar

Bilmece bildirmece

Valla bu 2010 çok hızlı bitti. 


Aslında yılın son günlerinin gündemine ait bazı bilmeceler hazırlamıştım. Ama taslakların arasında unutmuşum. Şimdi, ne var ne yok diye bakarken gördüm. Gerçi gününde olsa daha iyi olurdu ama, idare edin artık.


Hadi iyi pazarlar  :))


  • Demokrasi ne değildir?

İşkillenmek için nedenlerim var

Saat tam olarak 6.43.
Uyanalı belki yarım saat kadar olmuştur.
Ama yazmaya başlama saati 6.43.
Aklımda bir soru ile uyandım. Sadullah Ergin'in bir sorusuyla.Yanıtının dinci, laik, yaş, cinsiyet, cahil, okumuş ve sayılabilecek başka bir yığın özelliğe karşın herkes için değişmeyeceği bir soru.

Yanıtı, aslında, 'Hayır' olan bir soru.

7 Ocak 2011 Cuma

Bana yöneticini söyle, sana kim olduğunu söyliyeyim...

Gerektiğinde fişleyen cesur savcının uzaya göndereceği türban haritası...

Vaaaay, ne başlık oldu ama...
Aslında yazmaya haritadan başlamıştım da, böyle bi başlık bulunca sıralamayı da ona göre ayarlayıverdim oldu  :)) 

Gerektiğinde...

O gün civanım delikanlı, Lübnan'dan Sarkozy'e ''Gerektiğinde katilden hesap soracağız.'' diye seslenmişti ya... Bugün, Hizbullahcıların ve PKK'lıların, 'İkinci 12 Eylül Vakası' tarafından