Yarattığın dünyadan ibaretsin, ne bir eksik ne bir fazla.

31 Aralık 2013 Salı

2014

İnsanın neresi acıyorsa, canı orada derler ya, benim yeni yıl mesajım da o hesap.

Herkesin gözlerinin gördüğü bir yıl olsun; tabi ki diğer beylik dilekler baki :)

28 Aralık 2013 Cumartesi

'Tarafsız bir gözle' demeye kalmadı...

Aşağıdaki yazıyı yazdığımda henüz Abdullah Gül'den proof of life (yaşam kanıtı) görmemiş-duymamıştık. Bakanların istifa etmemiş, Erdoğan Bayraktar civanım delikanlıya 'İlk taşı günahsız olanınız atsın' dememiş, başka akepelilerin istifa depremi olmamış, adalet bakanı olarak Bekir Bozdağı göreceğimiz aklımıza gelmemişti. "Cemaat orduya kumpas kurdu" itirafını henüz duymamıştık, savcı Akkaş henüz Bilal Erdoğan'ı şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırmamış ve akabinde 'Soruşturma engelleniyor' dememişti. Bilal Erdoğan babası civanım delikanlının Kısıklı'daki evine saklanmamıştı. Civanım delikanlı henüz "Yeni Türkiye'nin

19 Aralık 2013 Perşembe

Ergenekocular'da inecek var :))

Bülent Arınç,

"Zaten çağırıldıklarında gelecek olan insanlar..."

diyerek belediye başkanının, 3 bakanın oğullarının, işadamlarının da aralarında bulunduğu şüphelilerin sabah 05.00'da evlerinden alınmasını eleştirmiş.

Rahmetli Türkan Saylan ve İlhan Selçuk başta olmak üzere adlarını tek tek sayamayacağım askerler, profesörler, gazeteciler, doktorlar ve daha niceleri sabahın köründe evlerinden yaka paça alındığında, evleri kasırga misali darmaduman edildiğinde...

Hatta kim olduğunu şimdi bulamadım ama hatırlayacaksınız: Evindeyken telefonu çalan adamı bir arkadaşı aramakta. Ve televizyonda gözaltına alındığına dair 'Son Dakika' haberleri yayımlandığını söylemekte. Bunun üzerine adam da televizyonu açarken, arkadaşını öyle bir şey olmadığına dair inandırmakla meşgul. Sonrasında telefon susmak bilmez. Aradan 10 dakika ya geçer ya geçmez adamın evine polisler gelir! Fiction değil haaa, oldu bu akepe Türkiye'sinde...

O günlerde 'Bu yanlıştır, çağırıldıklarında zaten gelir bu insanlar.' diyenler biliyorsun hep Ergenekoncu, Balyozcu, Sarıkızcı, ulusalcı vb. ilan edilmişlerdi. Önce Fehmi Koru, şimdi Bülent Arınç Ergenekoncu oluverdiler.

Eee, Allah'ın sopası yok ki şekerim :))) 

Ortalık toz duman olmadan önceki Balbay yazım

Aşağıdaki yazıyı geçen gün yazmıştım; ortalık toz duman olmamıştı daha. Ameliyat sonrası kontroller falan derken yayınlayamadım bir türlü. 

Bakanların ve çocuklarının rüşvet-yolsuzlukluk soruşturması, operasyonun bir yıl önce başladığı ve diğer detayları duydukça, okudukça acı acı güldüm kendime. Ne kadar da saf düşüncelerin ürünüymüş meğer yazım. Buna rağmen ülkemi, ister Gürcü, ister Arap, ister Arnavut ve benzerleri olsun, bu topraklarda doğanları tanıdığımı tescil eden son tümcem için kendimi kutladım.

İyi okumalar...  


Elbette çok sevindirici olmakla birlikte çok çok geç kalınmış bir gelişme. Hadi günümüze atfen hiç tutukmanmamalıydı demeyelim ama milletvekili seçildiği an serbest bırakılmalıydı. 'Sonunda insafa geldiler; vicdanlarının sesini dinlediler' falan hikaye.
Bundan sonrasını ilgilendiren

15 Aralık 2013 Pazar

Herkes bi gün 15 dakkalığına Ergenekoncu olacak :))

"Bunca yıldır yargılanan ve cezaevlerinde ömür tüketen insanların haklarında düzenlenmiş 'sahte' belgeler yüzünden bu cefayı çekiyor olmalarına müsamaha edilemez. Önce belgelerin gerçek mi sahte mi olduğu yeniden gözden geçirilmeli ve sahte oldukları anlaşılırsa, böyle bir densizliğe cüret edenlerin kulaklarına yapışılmalıdır!" 

Ne düşündüğünü biliyorum. Sanıyorsun ki bunlar davanın ilk günlerinden beridir veya CD'lerin, belgelerin sahteliği kanıtlandığından beridir bu fikri savunanlardan, yazanlardan birine ait. Hayır. Hatırlarsan o günlerde ve şu cemaat- civanım delikanlı savaşından hemen öncesine kadar bunları böyle dile getirenleri 'ERGENEKONCU', hatta punduna getirip on yıllardır tü kaka ilan edilen(!) 'KEMALİST' olarak fişleyip teşhir ediyorlardı, hatta savcıları göreve davet ediyorlardı - ben kibarcasını yazdım, derecelendirmeyi sana bırakıyorum.

Bunlar, hiç tahmin etmediğin, adını duyunca dumur olacağın, şok şok şok flaş flaş flaş diyeceğin birisine ait. 

Ve, yazımın başlığına hak vereceksin ;-)))

"Yanlış konuları bırakalım, vahim iddiaları tartışalım" başlıklı Fehmi Koru imzalı yazıdan bir bölüm okudunuz sevgili izleyenler.

Bu satırlarla cemaati ve bavulcu Baransu'yu hedef tahtasına oturtan Fehmi Koru'nun kendisini silahlı terör örgütü, darbeci, hükümeti yıkma eylemleri içinde olan vs. vs. vs. 'ERGENEKON'un bir üyesi olarak teşhir etmeyi bu kadar umursamazca yapmasının nedeni ne olabilir, bi düşün bakalım.


3 Aralık 2013 Salı

Ticari meta olarak yavrularımız...

Biliyorsunuz akepenin cemaati bitirme planlarını.

Civanım delikanlı dershaneleri de bu plana dahil etti ve 'her şeyden sorumlu insan' rolünde cemaate postayı koyarken anne babalara da 'en kalbi duygularla' seslenerek dedi ki:
"Artık cumartesi-pazar günlerini çocuklarımıza ayıralım. Yavrularımız yarış atına döndürülmesin. Onların da tatil hakkı var, dinlenme hakkı var. Yavrularımızın adeta ekonomik kaynak olarak görülmesine, ticari meta haline gelmesine fırsat vermeyeceğiz."
Bunları duyunca göz yaşlarımı tutamamışım bir ağlamaya başlamışım ki, bugün bi civanım delikanlı olsun, bi Feto,

11 Kasım 2013 Pazartesi

Şu 'Terörist' dedikleri

Eskiden, aslında çok da eski değil, şundan 10 yıl öncesine kadar yani, 'terörist' denilenler harbici katildi, çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı, asker sivil demeden insanları (40 bin kişi) öldürüyorlardı. O bina senin, bu araç benim demeden bombalıyorlardı. Memlekete kan ağlatıyorlardı. Tüm dünyada kabul gören sınırlarımızı yani 'toprak bütünlüğümüzü' de, şu an hala can çekişerek de olsa varlığını sürdüren devletimizin varlığını da tehdit ediyorlardı. Uzatmayacağım, sen anladın beni.

Sonra bi anda - ne olduysa artık Oslo filan - bunlar 'bizim iyi çocuklar' oluverdiler.

Yerine bi takım teröristler yaratmak lazımdı, yoksa sadece dış ve bilinmeyen - dış ve bilinmeyen dediysek daha E.T.'lere sıra gelmedi ha - düşmanla kavga etmek az gelebililirdi. Mutlaka ve mutlaka bi iç düşman yaratılmalıydı ki özgürlük, demokrasi vs hep gidgide azaltılabilmeliydi, en azından ıskartaya çekilebilmeliydi. Düşünsene, adamlar bildiğin en terörist adamlarla anayasa yapıyolar, sen demez misin hani benim özgürlüklerim diye. 

Ha, bunu niye anlatıyorum?

Anlatıyorum çünkü geçenlerde İzmir'de bi davada bi adamların telefonlarını dinliyo malumlar. "Dolaptaki emaneti getir" diyo telefonu dinlenen. Biraz sonra anlaşılıyo ki "dolaptaki emanet" KAVURMA. He, bildin etten yapılan o kavurma.

Ne demiştik yukarda? 'Terörist' lazım. Bu telefon konuşması da 'silahlı terör örgütü üyeliğinin' delili olarak sunuluyor mahkemeye. (Hukuk, yargı konularında buraya da bi bakıver.)

Ha, bunları niye anlatıyorum?

Anlatıyorum çünkü önüne gelen öğrenciye, rektöre, bilim insanına, gazeteciye, askere hatta genelkurmay başkanına bile 'terörist' deyip tutukladıklarında, yargıladıklarında, ömür boyu hapse mahkum ettiklerinde, kısaca gerçek mazlumlar yaratıldığında bi daha düşün diye.

4 Kasım 2013 Pazartesi

Türban

Ben kendimle uğraşırken, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne de sokmayı başardılar türbanı.

Sanıyorsunuz ki bununla bitecek türban konusu ve bir daha 'mazlum'a yatamayacaklar, istismar edemeyecekler.

Yanılıyorsunuz.

Değil mi ki civanım delikanlı,

22 Ekim 2013 Salı

3. Beyin Rektifiyesi

9 Eylül'de 3. beyin ameliyatımı da oldum. 

Allah'ın hakkı 3 derler ya...

Ben de, orda kal portakal diyoruuum!

Detayları daha sonra bi ara yazarım.

28 Haziran 2013 Cuma

Ayak = Baş - G.t :))

"Ayaklar ne zaman baş oldu?"

"Baş" olmak,


"Tayyip Erdoğan'ın g.tünün kılıyık." 


iken, 

"Ayak" olmak,  

"Her yer Taksim, her yer direniş" (vb.) 
"#direnmatematik" (vb.)
"Duran Adam" (vb.)

ise...

Hadi gelin 'Kim', 'Kiminle', 'Nerede' 'Ne yapıyor?' oynayalım :)))

21 Haziran 2013 Cuma

Bu devirde 'Söz' de uçmuyor aga...

- Bir bilmecem var çocuklar.

- Haydi sor sor.

şeklinde başlayan neşeli bir reklam vardı bir zamanlar. O reklamdan esinlenerek ben de eğlenceli bir bilmece hazırladım, bakalım bilebilecek misiniz?

"Fikirlerin çatışmasından, çarpışmasından, müzakeresinden hakikat güneşi doğar."

16 Haziran 2013 Pazar

Çapulcular'ın değerleri ve farkındalık seviyeleri

"İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için uyandırmak gerekir."
                                                                                      Lev Tolstoy
* * *

Bugün Çapulcular'ın farkındalık seviyeleri hakkındaki düşüncelerimi yazacağım. "Kişisel farkındalığın gelişmesi" başlıklı yazımda bahsetmiş olduğum gelişmeleri yansıtması açısından bir fırsat diye düşünüyorum.

Gazetelerden edindiğim bilgilere göre, Çapulcular tam anlamıyla heterojen bir grup. İçinde dindarı, ateisti, sosyalisti, liberali ve daha niceleri var. Hayatta biraraya gelmeleri imkansız gözüyle bakılan bu insanlar, aslında neyi gerçekleştiriyorlar biliyor musunuz?

"Kişisel farkındalığın gelişmesi" yazımdaki 'İç uyum', 'Fark yaratma' ve 'Özverili hizmet' seviyelerini

8 Haziran 2013 Cumartesi

Gezi Park'ındaki UFO'ların hatırlattığı

Gezi Parkı'ndaki UFO'lar bana neyi hatırlattı biliyor musunuz?

KÖY ENSTİTÜLERİ'ni...

'UFO'lar Gezi Parkı'nı istila etti!

Tabi adamlar sana "chapulcu" der, "vandal" der, "provokatör" der, "terörist" bile der yani! Hatta "tencere tava, hep aynı hava" diyerek yok da sayarlar. Onların gözünde 'zaten apolitize' olan, 'vur enseye al lokmasını' olan sen, bi anda "Unidentified Fearless Object" (UFO) yani "Tanımlanamayan Korkusuz Nesne" olup çıkıverdin.

Biliyorsun, "Unidentified flying object"ler de ilk görüldüklerinde bi küçümsenmişlerdi, bi yok sayılmışlardı; tıpkı senin gibi. Bugün, 'Uzun zamandır aramızda yaşıyorlar. Yan komşunuz bile olabilirler. Dikkat edin, sizi ya da çocuğunuzu yemesinler!' diye korkan/korkutan da var,

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Şaşı bak, şaşır :))

Bi zamanlar gırtlağını patlatırcasına bağırıyordu civanım delikanlı:

"Teröristlerle görüştüğümüzü ispat edemeyen, şerefsizdir!"

Sonra, ne dedi:

"Tabi ki görüştük, görüşeceğiz de..."

Gelelim bugüne...

Yine gırtlağını patlatırcasına bağırıyor: 

"Bizi yolsuzlukla itham eden Bahçeli, bunu ispat edemezse, namerttir!"

 Yakında,

"Evet, yolsuzluk yaptık, yapacağız da..." derse, 'ustaya' saygı adına şaşırmamak lazım :)))

*
(Şerefsiz: Şerefsiz, şereften yoksun, onursuz; namert: Korkak, alçak, mert olmayan.)

22 Nisan 2013 Pazartesi

'Tam bir basiretsizlik örneği'

Ne zaman 'tamam artık, politika yazmayacağım' diye düşünsem, mutlaka bir şeyler beni yeniden yazmaya itiveriyor.

Yaklaşık 1 aydan beridir -bugün de dahil- artık politika yazmamayı düşünüyordum. Ta ki arşiv temizliği yaparken aşağıda okuyacağınız satırları görüp, gülmekten patlayıncaya kadar :)) Ha, okuduktan sonra 'nesi komik bunların?' diye düşünebilirsiniz, ama ben komik bulduğum için güldüğümü söylemiyorum ki.
"Terörün, Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde, hem de

12 Nisan 2013 Cuma

Kişisel farkındalığın gelişmesi

'Farkındalığın 7 Seviyesi' modeli, ömür boyu deneyimlediğimiz gelişim kalıplarımıza uygunluk gösterir. Her seviye, varoluşmuzun (doğumdan ölüme dek) devamlı karşı karşıya geldiği farklı bir dereceyi ve çerçeveyi temsil eder. Yüksek seviye farkındalık yolculuğunu herkes tamamlayacak diye bir kural yok tabii.

Hayatta Kalma farkındalığı

Fiziksel hayatlarımıza bebek olarak, farkındalığın hayatta kalma seviyesinde başlarız. Bu seviyede kararlarımız içgüdüsel seviyededir. Fizyolojik ihtiyaçlarımızı karşılamak için yapmamız gerekenler

5 Nisan 2013 Cuma

Kişisel farkındalık ve farkındalık seviyeleri

Değerler, kültür, farkındalık konularında dünyanın önde gelen isimlerinden, yazar, düşünür ve konuşmacı olan Richard Barrett'ın makalelerinden derlediklerimi paylaşıyorum. Kendinizi ve çevrenizdeki insanları da düşünerek okursanız, daha ilginç bulabilirsiniz. Keyifli okumalar :)

* * *

İnsanların belirli ihtiyaçlarını karşılamada hiyerarşik bir düzen takip ettiğinden ilk bahseden psikologlardan biri Abraham Maslow'dur.

Buna gerçek hayattan bir örnek vereceğim. 1 Nisan tarihli Cumhuriyet'te Meltem Yılmaz'ın işsizlerle yaptığı röportajlardan biri Hanım Erzek'e ait. Hanım Erzek diyor ki: "Artık kendimi güvende hissedeceğim, başıma kötü bir şey gelmeyecek sürekli bir işte çalışmak istiyorum.(..)"  Hanım Erzek gibi günlük olarak bile hem kendi hem de 2 çocuğunun karnını doyurmakta zorlanan bir insanın, dünya görüşünü geliştirmek için kitap okumasını beklemek ne derece gerçekçi olabilir ki?

İnsanın en temel ihtiyacı hayatta kalmadır. Bir gün daha yaşayabilmek için gerekli olan 

28 Mart 2013 Perşembe

Bridge Together'a farklı bir bakış açısı ;-))

İngilizce böyle bir dil işte. Söylenişi aynı olan şeylerin anlamları çok farklı olabiliyor. 

Fark ettiniz mi bilmem. İktidara ilk geldiğinden beri akepenin kendi tabanı için slogan haline gelen uygulaması, anlamı farklı da olsa, 2020 olimpiyatları için Türkiye'nin de sloganı olmasın mı... :))

"Be Rich Together"













(Penguen'den)

19 Mart 2013 Salı

Türkiye'nin bugünü ve Montaigne

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş:

"Çözümde yolu yarıladık."

Civanım delikanlı:

"Güzel gelişmeler var."

Büyüklerimiz söylüyorsa doğrudur (herhalde). 17 Mart 2013 yani 2 gün önce çekilen, 18 Mart yani dün Sözcü Gazetesi'nde yayımlanan fotoğraflardan da doğru söyledikleri anlaşılıyor zaten... Fakat, yine de aklımızın bir köşesinde tutmamız gereken bir söz var:

18 Mart Çanakkale Zaferi'mizi bir Fransız subayından dinleyelim

18 Mart Çanakkale Zaferi'mizin diğer değerlerimizle birlikte değersizleştirilme operasyonuna tabi tutularak 'Şehitleri Anma Günü'ne devşirildiği bugünlere ithaf edilir...

* * *

Fransız Savaş Gemisi Gaulois'da Görevli Doktor Subayının Anıları

Fransız savaş gemisi Gaulois'un doktor subaylarından Yüzbaşı Laurent Moreau'nun anı defterinde ise 18 Mart 1915 şöyle geçmektedir: (Bilbaşar, 100)

Gök gürültüsünü andıran top sesleri arasında Boğaz'dan içeri girmekteyiz. Mavi göğe ve lacivert denize bir defa daha baktıktan sonra artık geminin alt kısmındaki savaş yerine iniyorum.

Saat 11.53'te gemi uskurlarının bastığım döşemeyi titreten muntazam dönüşlerini hissetmez oluyorum. Acaba bir makine arızası mı?

17 Mart 2013 Pazar

F tipi cemaat

İşler kızışıyor. Başkanlık ve bölünme anayasasını diyorum.

İktidar ortaklarından olduğunu artık civanım delikanlının bile inkâr etmediği cemaat açısından durum hiç de iç açıcı gözükmüyor. Bunu iki habere dayanarak söylüyorum.

28 Şubat Cumhuriyet gazetesinde İlhan Taşcı'nın haberi ilki. MİT'ten Darbeleri Araştırma Komisyonu'na gönderilen raporlarda Feto için:

"CIA'in yan kuruluşu olan Ulusal Demokrasi Vakfı'nın

14 Mart 2013 Perşembe

BM 2013 İnsani Gelişmişlik Raporu yetkilileri ile röportajımız

Birleşmiş Milletler 2013 İnsani Gelişmişlik Raporu yayımlandı. Raporda Türkiye için çarpıcı sonuçlar var.

'İnsani Gelişmişlik' endeksinde 187 ülke arasından 90.cı olmuşuz ki bu 'yüksek insani gelişme' kategorisinde yer aldığımız anlamına geliyor. 2011'de 92.ciymişiz.

Yüzümüzü asıl güldüren endeks ise 'Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği'. Bu bölümde iyice uçmuşuz sayın okurlar: 2011 yılından bugüne 148 ülke arasında 9 basamak yükselip 68.ci sıraya yerleşmişiz.

Nasıl oluyor da oluyor dedik ve BM İnsani Gelişmişlik Raporu'nun ismini açıklamamızı istemeyen üst düzey bir yetkilisiyle 'Vtalk' yaptık. Yetkilinin sözlerini aynen aktarıyorum; elçiye zeval olmaz.

"Sevgili Düşünüyorum Öyleyse..., öncelikle bana fırsatı verdiğiniz için teşekkür etmekle başlamak isterim. Bulgularımızın üzerinden birlikte gidince "Aaa ama bu bize yapılmış bir haksızlık,

12 Mart 2013 Salı

Turhan Selçuk'un anısına...



"Başbakan Erdoğan bizim velinimetimizdir. Başbakan Erdoğan bugün emretsin yarın Milliyet'i kapatırız. Gazeteyi bu çerçevede çıkarın!" 
Erdoğan Demirören, Milliyet Gazetesi'nin   patronu 
(Civanım delikanlının 'Batsın bu gazetecilik' krizi sonrasındaki sözleri)

Ulusal çıkarlarımız mı dediniz?

2 Mart'ta ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Abdullah Gül ile görüştü. Gazetelere yansıdığı kadarıyla Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD'li yeni bakana

'Dış politikamızın temel sütunlarından birini ABD ile ilişkilerimiz oluşturuyor.'

demiş.

Öteki karşılık vermiş:

"Bu bölgede Türkiye'den daha iyisini bulmak zor."

Adam haklı. ABD ulusal çıkarları için önemli olan

5 Mart 2013 Salı

Biliyorum da konuşuyorum

Bilenler bilir, ben demiştim zaten ta ne zaman: 

"Ben Türk isem bunlar Türk değil, yok eğer bunlar Türk'se, ben Türk değilim demektir." diye.

Sonunda itiraflar gelmeye başladı. Biri çıktı Gürcü olduğunu, biri Arnavut olduğunu, bir Kürt olduğunu itiraf ediverdi. 

Beni yine haklı çıkardıkları için seviniyorum ama... Ah, işte o 'ama' yok mu...

19 Şubat 2013 Salı

Yaşasın var olsun Türkiye'yi savaşa sokmayanlar!

16 Şubat günü Sedat Ergin'in "Suriye'de bataklığın içine atlamak" yazısını okudum. Akepenin Suriye politikasıyla ilgiliydi yazı ve padişah efendimizin biz ölümlü kullarını nasıl da ayakta uyuttuğunun minik bir göstergesiydi.

Geçenlerde Doğan Haber Ajansı'nın Şanlıurfa'dan geçtiği bir haberin tam metnini okumuş Sedat Ergin. Onun yazısından aktarıyorum:

"Özgür Suriye Ordusu'na bağlı muhaliflerin kurduğu 'El Cezire ve Fırat Cephesi'nin yeni komutanının

12 Şubat 2013 Salı

Terörle mücadele bahane Suriye savaşı şahane

Her şeyden önce 2011'den bir hatırlatma ile başlayacağım:

Birçok generalin tutuklanması karşısında Kemal Kılıçdaroğlu,


"Ordu moralsiz."

dediğinde, diğer herkesi bırakın bir yana, civanım delikanlı ne yanıt vermişti?

Söyleyeyim hemen:

11 Şubat 2013 Pazartesi

Hani biz marjinaldik?

Biliyorsunuz akepe yıllardır 'yargı vesayetini kaldıracağız' diye tepemizde boza pişirdi durdu. 

Akepe deyince akla gelen tek adam ve "Türkiye'nin ilelebet ve ebedi başkanı" olduğu iddia edilen civanım delikanlıdan örnek vermek gerekirse, 2012'ye nokta koyduğumuz günlerde TRT'deki bir programda, kendi kurduğu mahkemenin haddini bilmeden tutup Hakan Fidan'ı ifadeye çağırması konusunda:


"Bu

8 Şubat 2013 Cuma

İmralı İmralı dedikleri...

"Terörle mücadele ederiz, siyasetle müzakere."

Yıllardır bunu dinliyoruz civanım delikanlıdan.

Yalnız, bu denklemde yerine oturmayan bir şeyler var:


  • 'İmralı' diye kısaltılarak bahsedilen 'terörist-bölücü başı-katil-idam mahkumu Apo', ne

4 Şubat 2013 Pazartesi

Teröriste 'terörist' diyemiyorsan...

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) yönetici ve üyelerinin tutuklanması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı bir açıklama yapmış, demiş ki:

"Soruşturma avukatlık mesleği ile ilgili değil."

Bunu söylemesine gerek yoktu ki; biz zaten biliyorduk. 

Tıpkı tutuklu gazetecilerin 'gazetecilik mesleği ile ilgili faaliyetlerden dolayı' tutuklu olmadığını bildiğimiz gibi!..

Teröristine 'terörist' demekten özenle kaçınan muktedirlerin ülkesinde, işçisinden-köylüsünden öğretmenine, avukatından askerine, öğrencisinden sanatçısına, biliminsanından-doğuştan engellisinden muhalefetteki milletvekiline kadar her kesimden insanı (şimdilik bir tek polisi hariç) 'terör örgütü üyesi/yöneticisi' diye yaftalamak kadar doğal bir sonuç beklenemezdi.


3 Şubat 2013 Pazar

1 Şubat 2013 Cuma

Fatih Altaylı Başbakan'la konuşuyor...

Dinledikçe, gördükçe Levent Kırca'nın kulakları çınlasın dedim :)))

Uğur Mumcu'dan bir yazı

24 Ocak'ta Uğur Mumcu'nun bombalı bir saldırı ile katledilmesinin üstünde 20 yıl geçti; dava bugünün muktedirlerine göre zamanaşımına uğradı... 

Merak ediyorum, civanım delikanlı "Hayırlı olsun." der mi? Çünkü onlar için, zamanaşımının gerçekten 'hayırlı' olacağı şüphe götürmez bir gerçek. Bunu bana söyleten şey sadece sadece Uğur Mumcu'dan geriye kalan yazıları. Kim bilir, belki yakın bir gelecekte Uğur Mumcu'nun sansürlendiği bir sabaha uyanırız, tıpkı Yunus Emre'yi sansürledikleri gibi...

Aşağıda Uğur Mumcu'nun öldürülmeden yaklaşık 2 ay önce, 15 Aralık 1992 tarihinde yazdığı 'Petrol ve Siyaset' başlıklı yazısı var. Bu yazının sonundaki "Kimleri, nasıl kullanıyorlar?" sorusunun güncel yanıtını

19 Ocak 2013 Cumartesi

Bir keyif yazısı

Uzun zamandır keyif yazısı yazmamışım. Tabii biliyorsunuz bütün bunlar, şehit olmak da dahil nasip işi. Bugüne nasipmiş diyelim, geçelim :))

Yasak olan caziptir, yasak olanı yapmak keyif verir değil mi? Hazır alkol yasakları ülkemizde gizliden falan değil, açık açık uygulanmaya başlamışken... İşte size keyifli bir şarap yazısı. 

11 Ocak 2013 Cuma

Bu video Katalonya'dan

Muhteşem bir görüntü! Bayıldım ama RTÜK görmesin, müstehcen bulabilir :D

İnsanlar nelere vakit harcıyor, emek veriyor, biz nelerle uğraşıyoruz. Kendi bokuyla bile kavga edenlerin bokuna sağlık!!!

1 Ocak 2013 Salı

Yeni yılın ilk şarkısı

Aman efendim, Allah nazarlardan saklasın, bir neşe bir neşe.

Nasıl keyifli bir yılbaşı gecesi geçirdik anlatamam. 

Dün sabah çok erken kalkmıştım, açıkçası biraz korkuyordum. Uykusuzluğa hiç dayanamam, gençliğimde diskoda hoparlörün dibinde bile uyumuşluğum vardır, öyle izah edeyim. Dolayısıyla yılbaşı gecesi de uyur kalırım diye korkuyordum. Hiç de öyle olmadı; çok dua etmiştim çünkü. Neyse efendim, fazlaca vaktinizi almadan konuyu bağlayayım.

Bir şarkı eşliğinde uyanırsınız ya - bana çok olur -, bugün de uyandığımda mırıldandığım şarkıyı paylaşıp, iyi yıllar demek istedim :)