Yarattığın dünyadan ibaretsin, ne bir eksik ne bir fazla.

4 Ağustos 2009 Salı

Bu toplumda, bu koşullarda...

"Bu, sadece seçim yapmakla ilgili değil... Onun ötesinde, iki seçim arasında neler olduğuyla ilgilidir. Baskı çok çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Hatta, seçim yapabilen ülkeler bile, insanlarını sefalete sürükleyen sorunların altında kalabilir.

Liderleri, şahsi menfaatleri uğruna ekonomiyi istismar ediyorsa, o ülke refaha kavuşamaz. Ya da polisi... Eğer polisi uyuşturucu kaçakçılarınca satın alınmışsa... Hiç kimse, tepedeki kaymağın yüzde 20’sini hükümetlerin yediği bir ülkeye yatırım yapmak istemez. Veya kamusal kurumların kokuştuğu... Hiç kimse, hukukun, rüşvet ve gaddarlığa geçit verdiği bir toplumda yaşamak istemez. Hatta siz ara sıra seçim yapsanız da, bu, demokrasi değil, diktatörlüktür. Ve şimdi, bu biçim yönetimlerin sona erme zamanıdır.

21. Yüzyıl’da başarının anahtarı müktedir, güvenilir, şeffaf kurumlardır: Güçlü parlamentolar, namuslu güvenlik güçleri, bağımsız yargıçlar... Bağımsız medya, canlı bir özel sektör ve sivil toplum örgütleri... Bunlar demokrasinin can damarıdır çünkü insanların günlük yaşamları bunlar üzerine kuruludur.”

Yukarıda bir konuşmadan küçük bir alıntı var. Kimden alıntı yaptığımı daha sonra yazacağım. Ülkemizin bugünlerdeki durumu bundan daha iyi tarif edilebilir miydi?

Seçimlerde tek başına iktidara gelenlerin, yaklaşık 7 yıldır tek başlarına iktidarda olanların elinde 'insanlarını sefalete sürükleyen' öncelikle işsizlik ve ekonomik kriz için herhangi bir çözümünün varlığına inanmamız için herhangi bir işaret var mıdır? Ya aşağıdaki örnekler?

Almanya'da 'yüzyılın bağış skandalı' denilen Deniz Feneri davasında, dosyanın gelme(me)si, unutturulması...Memleketin neredeyse tamamının telefonlarının izinsiz dinlemesi...Yerel seçim zamanı kaçak inşaata göz yumulması, oylar garantilendikten sonra, daha pusulalarının mürekkebi kurumadan bunların yıkılması...Kamunun sorumluluğu bulunan hiç bir davada memurlara soruşturma izni verilmemesi (Dink, Davutpaşa, Deniz Feneri vb)...Evine ekmek götürmeye çalışan, 'İş istiyoruz' diyen kadınlarla 'Ev işleri size yetmiyor mu' diyerek dalga geçmeler (Veysel Eroğlu)...Yerel seçimlerde dalga geçer gibi şebeke suyu olmayan köylere çamaşır makinası verilip 'sosyal devlet' olma numaraları çekilmesi ve seçimden sonra 'sosyal devlet' olmanın şartlarının unutulması...Yerel seçimlerde 'Oyunu Akepe'li adaya ver, başka partiden adaya oy verirsen hizmet alamazsın' diyerek halkı tehdit etmeler (Şahin, Gökçek, Özbayrak)...İlçe Seçim Kurulu Başkanı'nın 'seçimde kurallara uyulmadı' itirafı (Kocaeli Merkez ilçesi İzmit)...Danıştay'ın verdiği yürütmeyi durdurma kararını, Çevre Bakanlığı tarafından bir talimatla hiçe saymalar (Uşak-Eşme)...Havaalanında kimlik soran polisi sürdürmeler (Akepe Erzurum MV Muhyettin Aksak)...Üniversiteli gençlere linç girişimini 'Güzel tepki' diye övmeler (Celalettin Cerrah, 2006)...Yolsuzluk zanlısı Akepeli Akfırat Belediye Başkanını 'Dürüst, yetenekli, çalışkan' diye mahkemesi devam ederken savunmalar (Mehmet Ali Şahin. RTE, dün itibarıyla bu zatın Meclis Başkanı olmasında karar kılmış)...İçişleri Bakanlığı tarafında valiliklere 'İçkili yerlerin belli bölgelerde toplanması' genelgesiyle birlikte (2005) 62 ilde içki içme ve içki satma yasaklamaları (Merkez Haber Ajansı araştırması)...Ve daha niceleri...

Yukarıdaki alıntıyı Mehmet Ali Kışlalı'nın 24 Temmuz tarihli Radikal'deki köşesinden yaptım. ABD Başkanı Obama'nın geçenlerde Gana'da yaptığı konuşmasından bir bölüm. Evet, evet bildiniz, Afrika'daki Gana. Adam bu konuşmayı Afrika kıtasının Gana ülkesine hitaben yapıyor. Mehmet Ali Kışlalı bu konuşma notunu Türkiye'den bir meslektaşına gösteriyor, ve o meslektaşının sözleri:

“Konuşma sanki Türkiye için yapılmış gibi... Uyarılar hedefi 12’den vuruyor. İnanılır gibi değil... Ama bence asıl acıklı olan, bana hüzün veren, Cumhuriyet’in 86. yılında, Afrika için yapılan uyarıların Türkiye’nin bugünkü şartlarına bu kadar uyması... Bu sözler, örneğin, 20 sene önce söylense, bu kadar kesin bir ifadeyle ‘sanki bizim için söylenmiş’ der miydik, acaba? Afrika nere, Türkiye nereydi, bir zamanlar.. Atatürk’ün, bütün bu ülkelere örnek olan, örnek alınan ülkesiydik.. Şimdi.. Demek, aynı paraleldeyiz.. Ne yazık!..”

Bu yorumun üstüne ekleyebileceğim bir tek şey var. Obama'nın konuşmasını, 'Hiç kimse, hukukun, rüşvet ve gaddarlığa geçit verdiği bir toplumda yaşamak istemez.' cümlesini Türkiye için geçerli kılacak bir bilgi kırıntısı:

Ülkemizde yılda yaklaşık 2700 kişi intihar ediyor. Yani 3,5 saatte bir kişi 'Ben bu toplumda, bu koşullarda yaşamak istemiyorum.' diyerek öbür tarafa gidiyor. (Türker Alkan, 1 Ağustos 2009, Radikal)

2 yorum:

  1. Bu yazinizi sali günü okudum cok begendim, yorum yapmis olmak icin bir seyler yazmak istemedim, dün tekrar okudum gercekten cok güzel yazmissiniz. Olaylarin gelisme boyutlarina baktigimiz zaman görünenin maalesef hic te hos olmadigi, olmiyacagi ve hic bir zamanda olamiyacagidir da.

    Dün aksam cok sevdigim yazar, rahmetli Ugur MUMCU icin internet'te cesitli dökümanlari, bilgileri okuyordum, bakin ne ile karsilastim. Üzülerek söylemek isterim ki nerdeyse bu durumu günümüz sablonuna koymaya az kaldi.

    12 Eylül çetelesi

    1000000 kişi göz altına alındı
    1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
    Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
    7 bin kişi için idam cezası istendi.
    517 kişiye idam cezası verildi.
    Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
    İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
    71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
    98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
    388 bin kişiye pasaport verilmedi.
    30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
    14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
    30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
    300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
    171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
    937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
    23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
    3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
    400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
    Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
    31 gazeteci cezaevine girdi.
    300 gazeteci saldırıya uğradı.
    3 gazeteci silahla öldürüldü.
    Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
    13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
    39 ton gazete ve dergi imha edildi.
    Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
    144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
    14 kişi açlık grevinde öldü.
    16 kişi kaçarken vuruldu.
    95 kişi çatışmada öldü.
    73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.
    43 kişinin intihar ettiği bildirildi

    üzücü tabii... Buna paralel olarak bir kac gün önce Bekir COSKUN'un muhtesem "FASiZM" yazisini okudugumda üzüldüm ama nasilda sablona uyuyor degilmi ? Rahatsiz edercesine.

    Yaziniza geri dönecek olursak, maalesef halka hitab edilirken kullanilan cümleler, evlerinde kullandiklari ile ayni oldugundan hic garipsemiyorum. Politikaci olunmaz, insan ya politikaci olur yada olmustur.

    Tarihteki iPEK YOLU'na bir bakin...simdi ne yolu olmus. O güzergâhta olan ülkelerde, kan, gözyasi, sefalet, her türlü ückagitcilik.Bizde ayni cizgide degilmiyiz?

    O Sarisin Dev Adam, bir seyler sezinlemis olmali ki, ülkenin pusulasini, Laik'lige, Modern'lige,Cagdas'liga yönlendirmis.
    Simdikilere bakin, gemi karaya tosladi, deniz fenerindeki isik bile yalan.

    YanıtlaSil
  2. Darwin'e ait olduğu söylenen bir cümle bu günlerde ortalıkta. Şöyle diyor: 'Bilim ve sanat bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar. Kullanamayanlarsa tavuk gibidir. Tavuk önüne atılan bir avuç yemi gagalarken arkadan yumurtalarının alındığının farkına bile varmaz.'

    Aziz Nesin'in Türk toplumunu anlatan özlü sözüne, 'koyun gibi millet' benzetmelerine bir ilave daha gelmiş oldu bence. 'Yok daha neler' diyenlere bir haber:
    Artık dünyada alışveriş merkezi trendlerini Türkiye belirliyormuş. Yani o kadar güzel, büyük neyse ne AVMler yapıyormuşuz ki tüm dünya Türkiye'ye hayranmış. Bu mudur olayımız yani? AVM trend belirleyicisi...

    Sarışın Dev Adam'ın modernlik, çağdaşlık anlayışının, Türkiye'nin bu ve bunun gibi ipe sapa gelmez, beş para etmez sözde başarılardan ibaret olduğunu vatandaşlarına 'yemleyen' zihniyet...ve bu 'yem'e gelenler...

    YanıtlaSil