Yarattığın dünyadan ibaretsin, ne bir eksik ne bir fazla.

26 Mart 2010 Cuma

Görmedim, duymadım, bilmiyorum hali

Günlük gazeteler birikmiş, gününde okumamışım. Sadece o değil ki, bu aralar hepten böyleyim; dün de söyledim ya zaten, yazı bile yazmadım. Bahar yorgunluğudur, geçer, diyorum. Ya da depresyona girdim. Yazarken bile güldüm, ben ve depresyon! Aslında, olmaz olmaz deme hiç, olmaz olmaz sevgilim, zaman neler gösterir belli olmaz sevgiliiiiim...

Neyse, bunu geçtim. Birikmiş günlük gazetelerin arasından birini çektim daha 10 dakika önce. Habertürk'ün perşembe günkü baskısıymış. Bahsedeceğim yazıya kadar neler yoktu ki! Misal, AİHM Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne 381 bin avro ceza kesmiş, sebebi 1996 yılında erken doğum sebebiyle Kızılay'dan alınan kandan HIV virüsü kapmış bir bebek. Devlet bu bebeğe ve ailesine sahip çıkıp, tedavisi ile ilgilenmemiş. 13 yıl boyunca hiç bir hükümet vatandaşın bu sorununa çare olmaya çalışmadığı gibi, Kızılay'a da 'ne yaptın kardeş sen?' dememişler. Deselerdi, haberde Kızılay'ın HIV'li kanları ona buna dağıtmaya devam ettiğinin örneklerini okumazdık!

Daha anlatmama gerek yok, gazete okuyorsanız biliyorsunuzdur zaten. Benim aklımı karıştıran haber başka. Fatih Altaylı'yı Adalet Bakanı Sadullah Ergin ziyaret etmiş.


Yazının konusu, haliyle, yeni anayasa paketinin içeriği. Fatih Altaylı, Sadullah Ergin'e, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal'ın üstünde uzlaşılmayan bir anayasa paketinin, bütün olarak referanduma gitmesinin kabul edilemeyeceği görüşünü yinelemiş. Dikkat, 'yinelemiş' diyorum. Bunun üstüne Bakan da,

''Eğer böyle düşünüyorlarsa, bunda haklı olabilirler. Eğer sıkıntı yaratan paketin bir bütün halinde referanduma götürülmesi ise, bu da bizim için tartışmaya ve uzlaşmaya açık bir konu. Gelsinler, konuşalım. Biz bunda diretmiyoruz ki. Gerekirse o maddeyi de değiştiririz. Çıkartırız.'' 
demiş. İşte, benim açımdan dananın ikinci koptuğu yer burasıdır. Neden mi?

''Haklısınız ama yemekte domates-patates birlikte olmazsa, lezzet olmaz.''
Bunlarda, aynı gün, aynı gazetenin maşetinde yer alan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in yanıtı. Hangi soru ve kime mi verdi bu yanıtı? İstanbul'da bir gazetecinin aşağıdaki sorusuna:
''Referandumda anayasa maddeleri toptan oylanınca, domates-patates olmayacak mı?''
Anladık, birbirinizle Meclis'te hiç konuşmuyorsunuz; kavga ederken söylediğiniz kelimeleri ve sıkça tekrarladığınız 'Haddini bil!' emrini 'konuşma'dan saymıyorum! Pekii, ana muhalefet liderinin parti grubuna yaptığı konuşmalar da mı Meclis TV'den dinlenmiyor? Haydi onu da geçtim, hiç mi yandaş olmayan gazete okunmuyor, radyo dinlenmiyor? Halkın arasına da mı karışılmıyor, derdini anlatmaya çalışanları 'provokatör' ilan etmeden? Hani bir İzocam reklamı vardı eskiden: 'Yöneticimiz uyuyor mu?' diye soran!

Gördüğünüz gibi, benim açımdan dananın ilk koptuğu ve maalesef daha acı veren yer burasıdır. Nedense, Adalet Bakanı'nın bunları ilk kez Fatih Altaylı'dan duyduğuna inanasım gelmiyor. Konunun bir diğer boyutu da, keşke 'şahsi fikrim' diyerek bu açıklamayı yapsaydı. Yarın öbür gün,  civanım delikanlı Kunta Kinte'den şöyle bir azar işitebilir:
'Haddini bil! Sen kimin avukatısın ya? Bir defa dürüst ol!'

2 yorum:

  1. Bu hafta maalesef ofis'e aldigim gazeteleri acmadim, okuyamadim bile, nihayet hepsini bugün topladim ve yaradana SIGINIP girisiverdim. Yine, dünyada meydana gelen en enteresan ve sadistik cinayetleri okudum. Masallah Tûrkiye'nin üzerine hic kimse yok. Kesti, yakti, bogdu, kursunladi, satirla dogradi ve en enteresani ise, iki sevgilinin birbirlerini bicalayip beraberce ölmeleri.

    Vatikan'da ki bir papazin 700 den fazla seytan cikardigini okudum. Aksamlari eve gelince bir iki kadeh aperatif aliyorum... aceba bu gazeteleri okumasam bu aperatifleri halen alirmiyim... Yoksa ben alkolikmiyim. Sevtap hakli galiba.

    Bir de N'olucak bu memleketin hali ?

    YanıtlaSil
  2. Evet, Yavuz abi; anladığım kadarıyla 'madem sen beni öldürdün, ben de seni öldürürüm' hali herhalde. Geçenlerde arabayla bir yerden dönüyoruz, trafikte iki kişinin birbirlerine savurdukları ölüm tehditlerini dinledik. 'Öldürürüm lan seni' diye.

    İki kadeh aperatif her halükarda alınır, Yavuz abi. Alkol ve nolucak bu memleketin hali birbirine en iyi giden mezedir bence :))

    YanıtlaSil