Yarattığın dünyadan ibaretsin, ne bir eksik ne bir fazla.

11 Haziran 2011 Cumartesi

ÖSYM ve sınav rezaletleri: Ali Demir kimdir?

Konuya girişi Abdullah Gül'den bir alıntıyla yapayım. 


ÖSYeMe'nin başkanı Ali Demir'in istifa etmesi gerektiği tartışmalarına katılıp, demişti ki:
''Dere geçilirken at değiştirilmez.''
ÖSYM 1974'de kuruldu. Ve, muhtemelen de o tarihlerden beri üniversiteye giriş ve/veya yerleştirme sınavları yapıyor. Hesaplaması kolay olsun diye 1980 tarihini alalım, 31 yıldır, hadi onu da iyice yuvarlayalım 20 yıl olsun, bu işi yürütüyor. 


Anlamadığım şey şu: 20-30 yıldır devam eden bir sistemden bahsedilirken
'dere geçilirken..' denir mi? Sınav sistemi mi, metodolojisi mi  ya da ne bileyim sistemi ilgilendiren bir şeyler mi değişiyor ki, 'dere geçilirken at değiştirilmez' densin? Bilenler, bilmeyenlere anlatsın! Ya da, anlayan varsa beri gelsin! 


Bir de şu mantık akla geliyor tabii; Ali Demir'den önceki hiçbir başkan 'kadro değiştirme' gereğini hissetmemişti. Demek bir şeyler vardı ki, Ali Demir, dereyi geçerken atı - şoförler, sekreterler, çaycılara varana kadar tepeden tırnağa herkesi - değiştirmeyi daha uygun buldu...


* * *

Kısaca hatırlatmak gerekirse, Artvinli bir dershaneci Fahri Akyüz YGS sınavındaki şifreyi ortaya çıkardı. Doğal olarak! bu başarının ödülü, hakkında soruşturma açılmak suretiyle kendisine gecikmeden verildi.


Şifre iddiaları önce yalanlandı, sistem yanlış çalıştı dendi. Basına şifrenin olmadığını anlatmak için verilen soru kitapçıkları şifreye uygun çıktı.  'Aa bak sen şifre varmış; ama sehven' falan gibi açıklamalarla mektuplar yazıldı, gönderildi çocuklara. 
Soruşturma devam ederken yönetici diye seçtiğin adamlardan sırayla 'tatmin oldum' açıklaması gelmesi...
Savcının şifreyi kabul etmesi...
Protesto edenlere civanım delikanlının 'Karşılarına 5 bin, 10 bin genç de biz koyarız' tehdidi...
Gelecekleri çalınmış, hakkı yenmiş gençlere, muhalefet tarafından 'istismar'! edildiklerinin bildirilmesi...
Hiç soru çözmeyip boş bırakanlar için bu soruların 'yanlış' olarak hesaplanması...
Sınava özürlü sınıfında girenlerin puanlarının yanlış hesaplanması...
Bu durumdaki çocukların yeni puanlarıyla tüm sıralamaların alt üst olması... 
Öğrencilerin cevap kağıtlarının kaybolması... 
Cevap kağıdı kaybolan öğrenciler için açıklanan sonuçların neye göre açıklandığının anlatılmaması...
Bu çocukların ikinci basamak sınavına 'puansız' alınacakları açıklaması...   
Bu rezalete daha fazla dayanamayan minik yüreklerin intihar etmesi...
Puanına itiraz eden öğrencilerden kişi başı 5 lira dilekçe parası istenmesi...
Başka bir sınavda soru kitapçıklarının sınav salonuna gönderilmemesi... 
Başka bir sınavda öğrencilere yanlış soru kitapçıkları dağıtılması...
Bunları düzelteyim derken sınavların geç başlaması - sınavdaki çocuklarının ve ailelerinin moralini konu bile etmiyorum...
Başka bir sınavda İtalyanca'dan sınava girecek çocuklar için soru kitapçığı hazırlanmasının unutulması... Soruların son anda faksla gönderilmesi...


Bütün bunlar olurken, başka bir sınavda akepe milletvekili Ahmet İnal'ın yeğeni Mustafa İnal'ın arkadaşının gözetmenliğinde tek başına sınava girdiğinin ortaya çıkması...


Tüm bunlar olurken senin verdiğin oylarla VEKİL olanlar ve onların ATADIKLARInın kol kanat gererek manen koruma sağlanan Ali Demir'e, bir de can güvenliği kalmadığı gerekçesiyle koruma verilmesi...


* * *


Peki, kimdir Ali Demir? 


1990 yılında Leeds Üniversitesi'nden Prof. Mike Denton, bir dergide Ali Demir imzasıyla yayınlanan makalelerin P. M. Latzke'ye ait olduğunu fark etti ve Ali Demir'in doktorasını yaptığı Loughborough Üniverisitesi'ne durumu bildirdi. Ali Demir'in bu yaptığına 'intihal' deniliyordu. Akademi dünyasında çok ciddi bir suç olan 'intihal', bilim hırsızlığıdır. 


İntihal suçu işlemiş olan diğer bir akepeli de Ömer Çelik'tir.


* * *


Şu rezaletlere rağmen hala OY VERİP, VEKİL DİYE SEÇİYORSAN....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder