Yarattığın dünyadan ibaretsin, ne bir eksik ne bir fazla.

24 Ekim 2009 Cumartesi

8 Eylül 2004: 1. Beyin ameliyatı geri sayım başladı

8 Eylül Çarşamba günü, biraz uzun bir öğle tatili yaparak hastane alışverişlerimi tamamladım.

Pijamalarımı alırken, katater takılacağı için kısa kollu, sonda takılacağı için kısa paçalı olanlarını tercih ettim. Allahtan Eylül başındaydık da, kış sezonu henüz tam olarak başlamamıştı; dolayısıyla zorlanmadan kolay buldum. Aldığım üç set pijama takımına uygun bir sabahlık, iç çamaşırları, terlik, soket çorap derken ihtiyacım olan herşeyi aldım. Mesai bitimine yakın iş arkadaşlarım beni toplantı odasına çağırdılar. Gittiğimde bir baktım, tam bir parti hazırlamışlar, hediyeler almışlar! Süperdi! Çok eğlendik, gerçekten. Teşekkür konuşmamın sonunda, Cuma günü hiç kimsenin hastaneye gelmemesini rica ettim. Ameliyat öncesinde duygusal anlar yaşanır, bugüne ve buraya ait neşe dolu anıların tılsımını yanımda götüremem diye... Ve 'Dönüşüm muhteşem olacak!' diye kocaman, artistik bir de laf attım ortaya :)

2004'den 1,5 - 2 yıl öncesinde kaliteli bir MBA eğitimine kafayı takmıştım. Türkiyedeki üniversitelerin MBA programları ile yurt dışındaki iyi üniversitelerin MBA programları arasında çok farklar vardı. Türkiye'deki programlar o günün iş dünyasının ihtiyaçlarına hitap etmiyorlardı. Yabancı okulların MBA programlarını başka ülkelerde de uyguladıklarını görünce, 'neden Türkiye'ye de gelmesinler?' diye düşündüm, ve bunu projelendirdim. Eğitim ve danışmalık hizmeti veren birkaç şirkete ve yatırımcıya projemi sundum. Ve nihayetinde birisiyle anlaşmaya vardım. Hollandalı Erasmus University, Rotterdam School of Management(RSM) da fikrimi çok beğenince, İstanbul'da RSM'in Executive MBA programını ortaklaşa başlattık. Burada birkaç satıra sığdırdığım projem ne kadar kolay gözüküyor, değil mi?

İşte, ilk beyin ameliyatımın yapılacağı sıralarda RSM ile ortak yürüttüğümüz Executive MBA programının yöneticiliğini yapıyordum. Ameliyat olmam gerektiğinin ortaya çıktığı günlerden birinde, MBA programında Finans Yönetimi dersi vardı. Tesadüfen, Hollanda'dan gelen profesör Jan Vis'in eşi de beyin ameliyatı geçirmiş, tümörünü aldırmıştı ve o da İstanbul'a gelmişti kocasıyla birlikte. Ne var ki, ameliyat sonrasındaki süreç iyi gitmiyordu. Durumumdan haberdar olan Jan, istersem eşinin benimle görüşmeye hazır olduğunu söyledi. Ben, çok teşekkür etmekle birlikte, henüz buna hazır olmadığımı söyledim Jan'a. Birbiriyle tıpatıp aynı semptomları gösterse de, herkesin durumunun kendine has olduğunu biliyordum, ama yine de böyle bir ameliyattan önce etkilenmek istememiştim. Sonuçta, hangi hastalık olursa olsun, iyileşme sürecine moralin etkisi yadsınamaz bir gerçekti.

Geçenlerde MBA öğrencileriyle buluştuğumuzda, ameliyatımı kendilerine nasıl söylediğimi hatırlattılar. Ders aralarında terasta çay, kahve, kurabiye servis ediyorduk. Program yöneticisi olarak, her derste orada bulunuyordum ki, bir aksaklık yaşanmasın. Ders bittiğinde, öğrencilere - öğrenci dediysem, hepsi iş hayatlarında belli konumlara gelmiş profesyoneller - 'Bir süre sizlerle birlikte olamayacağım.' diye başlayan bir açıklama yapmışım.

5 yorum:

  1. sizde bu pozitif düşünce,pozitif enerji varken hiçte öyle sıkıntılı bir süreç olacak endişesi oluşturmadı açıkçası..
    nasıl anlatıyım şöyle ki;sanki ameliyat olucaksınız ayılır ayılmaz ameliyat oldum şöyle geçti böyle geçti diye yazıcaksınız gibi geliyor..

    acil şifalar diliyorum,Allah'ım kolaylaştırsın inşallah..

    YanıtlaSil
  2. Eğer ki 2004 yılında blogum olsaydı, ihtimali kuvvetle muhtemel dediğinizi yapar, yazardım :))
    Şifa dilekleriniz için tekrar teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. " Sonuçta, hangi hastalık olursa olsun, iyileşme sürecine moralin etkisi yadsınamaz bir gerçekti."

    Hersey burda iste... Bu lâfini cok tuttum.
    Kuvvetin esas kaynagi...

    YanıtlaSil
  4. NOT: Gecen hafta sonu Hollanda'nin DEN HAAG sehrindeydik. Rotterdam'dan gecerken kulaklarini cinlattik.

    YanıtlaSil