Yarattığın dünyadan ibaretsin, ne bir eksik ne bir fazla.

21 Temmuz 2011 Perşembe

Konuşana değil, konuşturana bak

Ya, nedir bu tehditler? 


Yok efendim, yarın daha büyük olaylar olurmuş, yok efendim kırsaldan şehir merkezlerine kayabilirmiş falan filan...


Ağzı olan konuşuyo deyip geçersin de, KİM konuşturuyo sen asıl ona bak! Kimden, nereden alıyor bu cesareti!? 1999'da yakalanıp getirildiğinde, süklüm püklüm değil miydi! 


Baktı ki onu tutuklayıp getirenler şimdi hapisler çürüyor; baktı ki şimdi artık milletvekili
de olan tecritteki tutuklu gazeteci-yazar Mustafa Balbay'dan okuduğu kitapların azaltması istenirken, kendisine Polyanna dahil 500 klasik eser gönderiliyor... Baktı ki, el bebek, gül bebek...


Baktı ki, örgüte mesajlarını taşıyan avukatları hakkında dava açılmasına sabık Adalet Bakanı Sadullah Ergin izin vermiyor... 


Eee, eşek değil a... anladı bi yerden sonra...

* * *


Olayın anahtarı, bence, 'GÖRÜŞME'ydi.


Sabık Meclis Başkanı M. A. Şahin'den, Batılıların 'Mr. Zero Problem' adını taktıkları Dışişleri'nin bakanı  A. Davutoğlu'na kadar herkes bir ağız olmuştu:
''Devlet teröristle görüşmez.''
Sonra Abdullah Gül çıkıp dedi ki:
''Devlet terörle masaya oturmaz, pazarlık yapmaz ama kurumları vardır. Devlet organları ne yapacağını bilir. Terörü bitirmek için devlet her yöntemi dener. Her yöntem denince bu hem silahlı mücadeledir, hem de siyasi, diplomatik metotlar bunun içindedir.''
Bu teröristlerle GÖRÜŞMEyi yapan asla ve kata hükümet değil, devlettir. Devlet ayrıdır, hükümet ayrı.  Devletin organları ne yapacaklarını biliyorlarsa, misal Başbakan'a, Bakanlar'a, hükümete ne ihtiyaç var, diye bi sor bakalım. Sor ve başına gelecekleri seyret: artık akepeyi ve Fetullah'ı bitirme planlarına mı dahil edilirsin, yoksa silah zoruyla demokratik rejimi yıkmaya teşebbüsten ergenekoncu mu ilan edilirsin bilemem.


'Görüştüğümüzü ispat edemeyen şerefsizdir' falan diyerek senin kafanı şişirdikleri için fark etmedin ama, önce KCK yöneticisi Duran Kalkan, pekakanın eylemsizlik ilan etmesinden önce BDP aracılığı ile altı taahüt aldıklarını söyledi ve dedi ki: ''AKP sözünü tutmuyor.''



Sonra, Kandil'deki teröristlerden Murat Karayılan Hasan Cemal'e verdiği röportajda dedi ki: 
''Habur talebi Başbakan'ın kendisinden geldi.''
Son olarak da terörist başı Apo'nun kendisiyle görüşen heyetle Barış Konseyi kurulması konusunda anlaşmaya vardıklarını söylemesinin hemen ardından akepeli Mehmet Metiner ne dedi peki:
''Bu bir mutfak çalışmasıdır. Herkesin önünde tartışılmasına gerek yok. Görüşmelerin bu şekilde ifşa edilmesinin çözüme katkısı yok.''

Bütün bunlar ne demek anladın herhalde, Türkçe alt yazıya gerek yok.


* * * 


Tarih Ekim 2010. Cemil Çiçek, Vatan Gazetesi'ne röportaj vermiş. Diyor ki:
''Terör örgütünün en çok istismar ettiği konulardan biri, “bazı hakların ve özgürlüklerin verilmediği” idi. ‘Ben bunun için dağa çıkıyorum’ diyordu. Ama artık bugünün Türkiye’sinde bunun gereği kalmamıştır. Özellikle 12 Eylül’den (tahminen referandumu kastediyor) sonra Türkiye’de egemen olan demokratik iklim şunu ortaya koymuştur ki, ülkenin vatandaşlarının şikayeti veya itirazları olabilir. Bu beklentilerin hiçbirisi dağa çıkmaya, masum insanları katletmeye gerekçe olamaz. Anayasa değişikliğiyle beraber ülke daha demokratik bir ortama gelmiştir. Artık terörün bu manadaki gerekçeleri ortadan kalkmıştır.''
Tarih Mayıs 2011, yani seçimlerden yaklaşık 1 ay öncesi. Aynı Cemil Çiçek, bu kez Sözcü Gazetesi'ne diyor ki:
''Güneydoğu'da PKK terör örgütünün istediği herşeyi verseniz dahi terörün biteceğine inanmıyorum.''
Valla seni bilmem ama ben acayip merak ediyorum, acaba aradan geçen 6-7 ayda neler değişti, neler oldu da, 'Artık teröre gerekçe kalmadı' noktasından 'Terör bitmez' noktasına geldi şimdinin Meclis Başkanı Cemil Çiçek?


Bir de, civanım delikanlı kalkıp 'Ordu moralsiz' diyen Kılıçdaroğlu'na demesin mi, ''Bu terör örgütüne destek vermektir.'' diye... 


İnsanın, a be kardeş ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu, diye sorası geliyor; 'senin' başbakan yardımcın ve hükümet sözcün 'istediklerini versek bile terör bitmez' diyerek desteğin daniskasını vermemiş miydi?  


Yoksa yeni OSMANLI TOKADI mıydı bu açıklama, annamadım ki.... 


* * *



Pekakanın eylemsizlik ilan ettiği 2011 yılının 7.5 aylık bilançosunu söylüyorum:

30 şehit + 44 yaralı.

En son 13 şehit verdik, 7 askercik de yaralı...

2002'de 10 olan şehit sayımız, 2003'de akepenin çıraklık dönemi başında yani, 31 idi. Yani, 365 gün toplamında verdiğin şehit sayısı, şu 'eylemsizlik' sürecindekine denk... Sonra artarak devam ediyor her yıl: 2004'de 75, 2007'de 146, 2010'da 106...

Ve, Ahmet Türk çıkıp da 
''Kürdistan meclisini kuracağız. Seçilirken halkımıza bu konuda söz verdik. Kürt halkımız özgürlük savaşı veriyor. Herkes bu halkın gücünü görecek ve tanıyacak. Kürdistan'da çok önemli kararlar alacağız.''
dediğinde, ya da Emine Ayna çıkıp da
''Biz artık talep etmiyoruz istediğimizi yapıyoruz. Özerklik ilan ettik. Size de bizi tanımak düşer.''


dediğinde... yargı, devlet, hükümet, bakanlıklar falan hepsini geçtim de... 

SEN gıkını çıkarmadın ya...

* * *

''İstikrar sürsün, Türkiye...'' dendiğinde, muhtemelen senin aklına bunlar gelmemişti... ama... işte yaşadığın gerçekler yukarıda. 

Tabii şu da bir başka gerçek: senin yakınlarında birisi şehit olmadıkça... Bana dokunmayan yılan hesabı... Yanlış anlama, bunu seni üzmek ya da sinirlendirmek falan için söylemiyorum, sadece durum tespiti yapıyorum. Böylesin, çünkü üzümün üzüme baka baka karardığı, balığın baştan koktuğu gibi senin temel içgüdün de yozlaştı. 

Ne yazık ki, 'muhtaç olduğu kudret damarlarındaki asil kanda mevcut' olan kişi değilsin SEN. 

2 yorum:

  1. Öncelikle " Hosgeldin"... Ne zamandan beri yazilarini okuyamiyordum. Sana bir keresinde demistim, kimi zaman yazilarinda rahmetli Ugur MUMCU'yu, kimi zaman Serdar TURGUT'u kimi zamanda Server TANiLLi'nin havasini, stilini hissediyorum. Ama en güzeli senin yazi stilinde bu havayi hissetmek sahsim adina konusuyorum bana ayri bir tad veriyor.
    Ayrica, yurt DISINDA yasadigim icin cogu zaman yazilarini okudugumda genel durumu ortaya öyle bir sunuyorsun ki okuyamadigim veya kacirdigim konulari buluyorum.
    Aklima bu yazini okurken bir an BILDERBERG, yeni SINIRLAR, petrol konusu aklima geldi. Nerden nereye...
    Mûcadelesi edilen bu yerin haritadaki yeri Allah'in unuttugu bir yer olsaydi ben yine DIS etkenlerin destegini cok merak ederdim.Mesela, Somali'nin yaninda veya Bosna'nin yaninda veya Rwanda'nin yaninda
    Daha nice güzel yazilarina...

    YanıtlaSil
  2. Hoşbulduk ve siz de hoşgeldiniz Yavuz abi :)

    Dış etkenler deyince aklıma Zeigeist filmleri geldi birden. Komplo teorileri diyenler olduğu kadar, gerçekliğini savunanlar da var. Genel hatlarıyla bakıldığında çok da mantıksız şeyler söylenmiyor filmde.

    İnsanların, ikili ilişkilerinde en ufacık şeyleri bile 'kazanmak' adına neler neler yapabildiğini gördükten sonra, iktidar sahiplerinin 'kazanmak' için gözden çıkaracaklarının haddi hesabı olmaması gayet akla yatkın.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil