
Kumpir yedik, üstüne Mado'da dondurma.
Aşkıma çok sevdiği fıstıklı dolamadan aldım.
Arkadaşımın siparişlerini alırken mor ve yeşilin tonlarını seçmekte zorlandım ama, sonra kendi beğendiklerimi alarak sorunu çözdüm.
Eve geri geldiğimizde annemin saçını boyadım. İşsiz kalırsam kuaför olacağım, o derece iyiyim yani :) Yegane müşterim olan annem çok mutlu çıkardığım işten. Yaklaşık yarım saat sonra aşkım geldi beni almaya. Akmerkez'e gittik, bazı alışverişimizi yapmak için. İşimizi bitirdik, otoparka inen asansörlere geldik. Orada sürekli karşılaştığımız bayan görevli ile selamlaştık. Biz geldiğimizde o yoktu, başka birisi vardı.


O arada aşkım geldi. Revirdeki görevli bize revire gelmemizi, orada biraz daha sakinleşebileceğimizi söyledi. Önce kabul etmedim, ama sonra, tamam dedim. Ayaklarımı duvara dayadım, aşkım koltuklarımdan kaldırdı, hemen tekerlekli sandalyeye oturdum. Ama o kadar kasılmışım ki her iki bacağım da havada kaldı; bir türlü dizlerimi kırıp oturur vaziyete geçemiyorum. O şekilde gitmeye karar verdik. Tekerlekli sandalyeyi kullanan görevli çabuk çabuk hareket etmek isteyince, bacaklarımı çarpmaması konusunda uyardım.
Sanıyorum o zaman oldu. Önce sağ omzum atmaya başladı. Sonra sağ elim ve kısa süre sonra da kolumun dirseğe kadarki bölümü istemsiz bir şekilde titremeye başladı. Revire indiğimizde titremeler sallanmaya dönüşmüştü ve sol kolumda da başlamıştı. O kadar şiddetli sallanıyordular ki tansiyon aletini bile takamadılar. Kafam ve boynum kaskatıydı. Dişlerim birbirine çarpıyordu. Aşkım soğuk ter attığını söyleyince, tansiyonuna baktılar, yemesi için ekmek-peynir ve bol şekerli çay getirdiler.

O arada bir bardak su geldi. İlacımı verdiler, ben "Pipet yok mu?" deyinceye kadar suyu boğazıma tıkadılar. O kadar sallanıyorum ki suyun ancak bir damlası boğazıma girdi, neyse ki onunla yutmayı başardım. Durduk yerde boğacaklardı bir de...
Sonunda ambulans da Işıl da geldiler. Ambulans mal kabul bölümüne yanaşmış. Fakat orada da tekerlekli sandalye için rampa yok. Sandalyenin kollarından tutup indirmeyi konuşuyorlardı ki, kolların çıkabileceğini söyledim dişlerim takırdayarak. Durduk yerde düşüreceklerdi bir kez daha...
Karga tulumba sedyeye koydular beni. Ambulansdaki sağlık görevlisi çok cici bir kadındı. Sedye ambulansa çıkınca ablam da bindi ve hareket aldık. O arada sağlık görevlisi tansiyonumu ölçmeyi becermiş: büyük 9, küçük 5. Işıl'a dedi ki: "Damar yolu açacaktım ama, tansiyon zaten çok düşük, diazem de yaparsak bir de geri getirmekle uğraşacağız ki o daha zor." Geri getirmenin tıpçasını söyledi tabi, ama biz anlamıştık. Ben de kendimde olduğumu kanıtlamak için 'Kaç yıldır bu iştesiniz?, 'Sevmeseniz yapılacak bir iş değil', 'Çocuğunuz var mı?' gibi konuşmaya çalışıyorum ki, kadın hemen diazemi basmaya kalkmasın. Yolda giderken bir de araba kazasına tesadüf ettik. Sirenler çala çala yolumuza devam ettik mecburen.

Acil servisin doktoru geldi. Damar yolu açmaları gerektiğini söyledi. Ben de eşimi beklemelerini, Hakan doktorla telefonda konuştuğunu söyledim. Damar yolu açmak için sağ kolumu iki hemşire sabitlemeye çalışıyordu, ama bir türlü beceremiyorlardı. Ben korkumu da söyledim: kolumu sabitlemeden nasıl takacaklardı katateri? Damarım yırtılabilirdi, çünkü daha önce başıma gelmişti yıllar önce; üstelik o zaman gayet düz tutuyordum kolumu. Doktor, Hakan'ı kendisinin de arayabileceğini söyledi. O arada hemşireler damardan diazem yapmazsak bu işin çözülemeyeceği konusunda beni ikna etmeye çalışıyorlardı.

Bir ara üşümeyle uyandım. Üstüme pike örttüler. Tekrar uyandığımda, Ceyhun da gelmişti. Doktor biraz daha istirahat etmemi söyledi. Aşkım geceyi hastanede geçirelim, dedi. Bence gerek yoktu. Doktor da zaten gerekli görürlerse tutacaklarını, tetkiklerin sonucuna göre tekrar konuşacağımızı söyledi. İyice açıldığımda, doktor muayenesini yaptı. Fark ettim ki sırılsıklam olmuşum. Üstümde başımda ne varsa, yakılacak hale gelmiş. Test sonuçlarında da bir yaramazlık yokmuş. Zaten, Hakan'da iyiyse gidebilir, demiş. Ben iyiydim.
Bir süre sedyede oturdum ki dengem yerine gelsin. O arada ablam bluzumun altına, hem öne hem arkaya kağıt havlular koydu ki, durduk yerde bir de zatürre olmamayım... Akıllı kadın :) Tekerlekli sandalyeye oturmadan önce biraz yürüyüş yaptım ki, ne durumdayım onu da görelim. O da normal.
Böylece ilk ambulans tecrübemi de yaşamış oldum.

Büyük gecmis olsun. Inanin yazdiklarinizi heyecandan satir atlaya atlaya okudum, cabucak yazinin sonuna ulasmak icin...daha sonra basa dönüp bir daha okudum...Gecirmis oldugunuz hersey icin cok üzüldüm, tekrar büyük gecmis olsun.
YanıtlaSilKoskoca Akmerkez'deki asansörlerin haline bakin. Yani böyle bir yere gelince asansör'e gelinceye kadar saglamsiniz ve asansör'e binmeye karar verdiniz, gecmis olsun!!! Gôzünüzü ambulansta aciyorsunuz.
Bizden size cok selamlar, gecmis olsun.
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilSevgili Yavuz ve sevgili teecetveli,
YanıtlaSilHer ikinize de çok teşekkür ederim, geçmiş olsun dilekleriniz için. Çok hafif atlatmış olduğumu, bir arkadaşım 'Ya yan değil de, sırt üstü düşüp kafanı çarpsaydın!' deyince anladım aslında. Sonra olabilecekler aklımıza gelmeye başladık ve anında durdurduk kendimizi, çünkü ucu açık...
En iyisi, oldu-bitti diye düşünebilmek, sanki. Off, felaket depresif oluyorum bu konuda. Neyse...
Tekrar, çok çok sağolun :)