Yarattığın dünyadan ibaretsin, ne bir eksik ne bir fazla.

28 Kasım 2014 Cuma

Yüklerinizi indirin

Sırlar, insanın üzerine yük bindirir. Bazen daha hafif ya da daha az kızgın olmanın tek yolu, bu yükü indirmektir.


15 Eylül 2014 Pazartesi

Toprak bütünlüğü ve referandum

İngiltere hop oturup hop kalkıyor, çünkü İskoçya'da bağımsızlık referandumuna sayılı günler kaldı. 

İngiltere'de iktidar "N'olursun güzeliim sevsen beniii" derken, ayrılıkçıların bağlılıklarına, sadakatlerine - bizdeki görücü usulü hesabı, sevgi olsa n'olur, olmasa n'olur - talip olmuş vaziyette. Kesenin ağzını açmış, vaatler üstü vaatler...

Bağımsızlık referandumu dünyayı, en azından Batı'yı çok yakından ilgilendiriyor. Bakın, sıradaki ülkeler

8 Eylül 2014 Pazartesi

İktidarın üç yıl yedi ay önceki büyük operasyonu

Bildiğiniz gibi evde gazetelerden keserek topladığım bir arşiv var.  Bu kadar pisliği tertemiz evimde barındırmamalıyım, diyerek operasyon başlattım dün. Emeğime (gazeteyi, haberi okumuşum, kesmişim, üzerine tarihi ve notlarımı yazmışım, ilgili dosyaya yerleştirmişim...) saygısızlık etmemek adına hemen hepsini birden sıfırlayamadım tabii; bu süre alan bir iş biliyorsunuz. Ayıklıyorum, çoğu çöpe. Ayırdıklarımın da yazıldıktan sonra gidecekleri yer belli. 

Mesela bu, aradan 3 yıl 7 ay geçmesine rağmen ülke ve tabii iktidarının,

4 Eylül 2014 Perşembe

Dünya Basketbol Şampiyonası ve Türk takımı

İlk maçımızı seyredememiştim, sonradan son 7 dakikasını seyrettim. Epey bi uğraş vermiş çocuklar, aferin de, illa yumurta kapıya dayanınca mı yani! Ardından Amerika, Ukrayna ve Finlandiya maçlarımız geldi. Bugünkü için yapacak bişi yok artık, Allah kerimden diyebiliriz belki, ama her işimizi de ona bırakmasak iyi olur hani... 

ABD'ye basketbol bursu ile giden bir kız arkadaşım var, dumura uğrayan. Bizimki burada 2 km koşu ile çalışırken, oradaki koç takımı 10 km koşturduktan sonra takım antremana devam ederken, bizimkinden 100 net faul atışı istiyormuş - 100 net ne demek anlayabiliyor musunuz?! Üstelik bu kadınlar takımı! Bilmem anlatabildim mi...

Kimse kusura bakmasın ama, ben öyle Amerika'yı ilk yarıda çok iyi durdurduğumuzu, çok iyi savunma yaptığımızı falan düşünmüyorum. Benim gördüğüm, Amerika,

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Meclis'in tatil edilmesi

Haziran sonunda kapanması gereken Meclis, üç kez mesai uzatma kararı almıştı. Önceki gün, 'ülkeyi yönetmeyi de en iyi biz biliriz biz' diye özetlenebilecek yollardan biri olan 'Torba Kanun' tasarılarından birinin tam da bir bölümü kabul edilip, kalan bölümlerine 'Kabul' eli kaldırılacakken... 

Aaaa, o da ne?

Danışma Kurulu önerisi getiriliverdi. Öneri kabul edildi - akepelilerin önerisini yine akepeliler kabul ettiler sizin anlayacağınız. Kabul edilen bu öneriyle Meclis, 1 Ekim Çarşamba gününe kadar tatile girmiş oldu.

Üç kez alınan çalışma kararının ardından, neden aniden tatil kararı alındığı bir kısım vatandaşlar tarafından malum; konumuz o değil.

Konumuz şu:



İktidardaki kendi partisi tarafından kabul edilen bir günlük tatile bunca atarlanan Suat Kılıç, ne yaptı da bu tatili hak etti, sesini çıkarmadı? Tribünler en azından bi tepki bekliyo yaw :))

* * *

Peygamber efendimiz diyor ki:

"Allahım! Tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlığın verdiği düşkünlük ve cimrilikten sana sığınırım." (677)

12 Ağustos 2014 Salı

PKK mı, İD (İslam Devleti) mi?

Civanım delikanlının iki çocuğu dersek yanlışlık yapmış olmayız.

İlki, yakından tanıdığımız, yaklaşık 40 bin insanımızı şehit eden Pekaka terör örgütü. Hoş, kimi akepeliye göre 'evlatları', kimine göre yeni bir anayasa yapılacak 'ortak', kimine göre Hava Kuvvetleri K.'nı kapattıracak kadar 'hassas', kimine göre terör örgütü değil de 'karşı taraf'; o ayrı. İkincisi, adı IŞİD iken, kurucusu Ebu Bekir El Bağdadi'nin

7 Ağustos 2014 Perşembe

Bekir Coşkun'a: Aramıza hoşgeldin

Sevgili Bekir Coşkun'un bugünkü yazısının başlığı "Cennet'e Gitmek İstemem..."

Önce onu okuyun. Sonra benim bloguma girin bir zahmet. Ana sayfada yazılarımın yanında yer alan sütunda sırasıyla var olan başlıklar:

'isteataturk.com' 

'Akepe: Beraber Yürüdük Biz...'

'Mevlana der ki' 

Ve bunun altındaki başlık da şöyle:

'Diyorum ki:'

Yıllar önce demişim ki:

"Cennette bunlarla sonsuza kadar yaşamaktansa, cehennemde yanmayı tercih ederim."

O yüzdendir Bekir Abimize "Aramıza hoşgeldin." demem.