Yarattığın dünyadan ibaretsin, ne bir eksik ne bir fazla.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Şaşı bak, şaşır :))

Bi zamanlar gırtlağını patlatırcasına bağırıyordu civanım delikanlı:

"Teröristlerle görüştüğümüzü ispat edemeyen, şerefsizdir!"

Sonra, ne dedi:

"Tabi ki görüştük, görüşeceğiz de..."

Gelelim bugüne...

Yine gırtlağını patlatırcasına bağırıyor: 

"Bizi yolsuzlukla itham eden Bahçeli, bunu ispat edemezse, namerttir!"

 Yakında,

"Evet, yolsuzluk yaptık, yapacağız da..." derse, 'ustaya' saygı adına şaşırmamak lazım :)))

*
(Şerefsiz: Şerefsiz, şereften yoksun, onursuz; namert: Korkak, alçak, mert olmayan.)

22 Nisan 2013 Pazartesi

'Tam bir basiretsizlik örneği'

Ne zaman 'tamam artık, politika yazmayacağım' diye düşünsem, mutlaka bir şeyler beni yeniden yazmaya itiveriyor.

Yaklaşık 1 aydan beridir -bugün de dahil- artık politika yazmamayı düşünüyordum. Ta ki arşiv temizliği yaparken aşağıda okuyacağınız satırları görüp, gülmekten patlayıncaya kadar :)) Ha, okuduktan sonra 'nesi komik bunların?' diye düşünebilirsiniz, ama ben komik bulduğum için güldüğümü söylemiyorum ki.
"Terörün, Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde, hem de

12 Nisan 2013 Cuma

Kişisel farkındalığın gelişmesi

'Farkındalığın 7 Seviyesi' modeli, ömür boyu deneyimlediğimiz gelişim kalıplarımıza uygunluk gösterir. Her seviye, varoluşmuzun (doğumdan ölüme dek) devamlı karşı karşıya geldiği farklı bir dereceyi ve çerçeveyi temsil eder. Yüksek seviye farkındalık yolculuğunu herkes tamamlayacak diye bir kural yok tabii.

Hayatta Kalma farkındalığı

Fiziksel hayatlarımıza bebek olarak, farkındalığın hayatta kalma seviyesinde başlarız. Bu seviyede kararlarımız içgüdüsel seviyededir. Fizyolojik ihtiyaçlarımızı karşılamak için yapmamız gerekenler

5 Nisan 2013 Cuma

Kişisel farkındalık ve farkındalık seviyeleri

Değerler, kültür, farkındalık konularında dünyanın önde gelen isimlerinden, yazar, düşünür ve konuşmacı olan Richard Barrett'ın makalelerinden derlediklerimi paylaşıyorum. Kendinizi ve çevrenizdeki insanları da düşünerek okursanız, daha ilginç bulabilirsiniz. Keyifli okumalar :)

* * *

İnsanların belirli ihtiyaçlarını karşılamada hiyerarşik bir düzen takip ettiğinden ilk bahseden psikologlardan biri Abraham Maslow'dur.

Buna gerçek hayattan bir örnek vereceğim. 1 Nisan tarihli Cumhuriyet'te Meltem Yılmaz'ın işsizlerle yaptığı röportajlardan biri Hanım Erzek'e ait. Hanım Erzek diyor ki: "Artık kendimi güvende hissedeceğim, başıma kötü bir şey gelmeyecek sürekli bir işte çalışmak istiyorum.(..)"  Hanım Erzek gibi günlük olarak bile hem kendi hem de 2 çocuğunun karnını doyurmakta zorlanan bir insanın, dünya görüşünü geliştirmek için kitap okumasını beklemek ne derece gerçekçi olabilir ki?

İnsanın en temel ihtiyacı hayatta kalmadır. Bir gün daha yaşayabilmek için gerekli olan 

28 Mart 2013 Perşembe

Bridge Together'a farklı bir bakış açısı ;-))

İngilizce böyle bir dil işte. Söylenişi aynı olan şeylerin anlamları çok farklı olabiliyor. 

Fark ettiniz mi bilmem. İktidara ilk geldiğinden beri akepenin kendi tabanı için slogan haline gelen uygulaması, anlamı farklı da olsa, 2020 olimpiyatları için Türkiye'nin de sloganı olmasın mı... :))

"Be Rich Together"













(Penguen'den)

19 Mart 2013 Salı

Türkiye'nin bugünü ve Montaigne

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş:

"Çözümde yolu yarıladık."

Civanım delikanlı:

"Güzel gelişmeler var."

Büyüklerimiz söylüyorsa doğrudur (herhalde). 17 Mart 2013 yani 2 gün önce çekilen, 18 Mart yani dün Sözcü Gazetesi'nde yayımlanan fotoğraflardan da doğru söyledikleri anlaşılıyor zaten... Fakat, yine de aklımızın bir köşesinde tutmamız gereken bir söz var:

18 Mart Çanakkale Zaferi'mizi bir Fransız subayından dinleyelim

18 Mart Çanakkale Zaferi'mizin diğer değerlerimizle birlikte değersizleştirilme operasyonuna tabi tutularak 'Şehitleri Anma Günü'ne devşirildiği bugünlere ithaf edilir...

* * *

Fransız Savaş Gemisi Gaulois'da Görevli Doktor Subayının Anıları

Fransız savaş gemisi Gaulois'un doktor subaylarından Yüzbaşı Laurent Moreau'nun anı defterinde ise 18 Mart 1915 şöyle geçmektedir: (Bilbaşar, 100)

Gök gürültüsünü andıran top sesleri arasında Boğaz'dan içeri girmekteyiz. Mavi göğe ve lacivert denize bir defa daha baktıktan sonra artık geminin alt kısmındaki savaş yerine iniyorum.

Saat 11.53'te gemi uskurlarının bastığım döşemeyi titreten muntazam dönüşlerini hissetmez oluyorum. Acaba bir makine arızası mı?