Yarattığın dünyadan ibaretsin, ne bir eksik ne bir fazla.

7 Eylül 2010 Salı

Sen neymiş be referandum!

''Darbe olur mu, diye tereddüt eden yabancı sermaye o ülkeye yatırım yapar mı?''

''Bir ülkede 
'önümüzdeki hafta darbe olur mu' 
gibi soru işaretleri olursa,
kimse yatırım yapmaz.'' 
(Sanayi ve Ticaret Bakanı, İstanbul Üniversitesi, 19 Mart 2010)

*

'Referandumdan evet çıkmazsa, yabancı sermaye gelmez, 
ülke ekonomik güvenini ve istikrarını kaybeder!'' 
(civanım delikanlı, Ağrı mitingi, 3 Eylül 2010) 

Öyleyse;

SONUÇ 1:
referandumdan çıkan  'H A Y I R'  sonucu = vatandaşın yaptığı
D A R B E  imiş

SONUÇ 2: 
tüm cumhuriyet tarihimiz boyunca,
sadece kendi iktidarlarında sağlandığını söyledikleri 

'EKONOMİK İSTİKRAR'

12 Eylül'e kadarmış;
13 Eylül'de  p u f f  diye sönecekmiş 




6 Eylül 2010 Pazartesi

Referandum'a benim gözlerimden bakın - 3

''Herkesin her alanda hakkını arayabildiği daha adil bir Türkiye için evet.''

Yine civanım delikanlıdan bir örnek vermek istiyorum. Hatırlatayım size: Ergenekon davası tutuklularından Prof. Dr. Mehmet Haberal, tutukluluğuna yapılan itirazları gerekçe göstermeden reddeden 9 hakime tazminat davası açmış ve kazanmıştı. Bunun üstüne civanım delikanlı: 

''Bundan sonra 
mahkum olanına, tutuklusuna kadar herkes için bir kapı açacak, 
şimdi herkes kendine bir çıkış yolu arayacak.'' 

5 Eylül 2010 Pazar

Şaşı bak, şaşır...


"ABD Başkanı Barack Obama, 2 yıldır askıda olan Filistin-İsrail barış görüşmelerini dün başlattı. Ürdün Kralı Abdullah ile Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in de ABD arabuluculuğunda Filistin Devlet Başkanı Mamud Abbas ve İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu arasında gerçekleştirilecek barış müzakereleri için Beyaz Saray'daki toplantıya katılmaları barış yönündeki umutları artırdı. Obama doğrudan görüşmelerden önce Netenyahu, Abbas, Mübarek, Hüseyin ve BM, AB, ABD ve Rusya'nın Ortadoğu özel temsilcileri ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ile birlikte Beyaz Saray'da akşam yemeği yedi."    

Yukarıdaki haberi en az 3 kez okuyun ve fotoya bir dakika boyunca iyi bakın. Gözlerinizi 30 saniye kapatın ve 1 eksiği bulun.

Hadi bir ipucu vereyim size: eksiğin başharfi: bölgesinde lider olduğu söylenen TÜRKİYE!

Bu haber ve fotoğraf, tabii ki, benim gözümden böyle görünüyor. İster misiniz daha çok Türk vatandaşı benim gözümden bakmaya başladığında, civanım delikanlı "(Türkiye'nin) Bölgesel liderliği elimin tersiyle ittim!" desin  ;-) 

'H A Y I R' lı pazarlar olsun :))

4 Eylül 2010 Cumartesi

Referandum'a benim gözlerimden bakın - 2

''Özel hayatınız ve kişisel bilgileriniz güvence altında olsun, 
12 Eylül çifte bayram olsun.''

demişler.

Muhtemelen bu maddeyi yazarken şöyle düşündüler: Özellikle Ergenekon davasına yanından, kıyısından bulaşanlar hep özel hayatın korunmamasından şikayet ediyorlar.  Bu insanları ve yakınları yaklaşık (atıyorum sayıyı) 1 milyon kişi. Biz bu maddeyi de araya yazalım ki, evetçiler 1 milyon artsın. Hayır çıkarsa, yarın öbür gün kendimiz savunacak bir dalımız olur: evet çıksaydı koruyacaktık, ama kusura bakmayın artık yapacak bi şeyimiz yok!

''Vatandaşın tüm kimlik ve nüfus bilgilerinin 
başkalarının eline geçmeyecek şekilde korunması için evet.''

U2 İstanbul'da

U2 da geldi sonunda Türkiye'ye.

Dün televizyonda Hayati Yazıcı konuşurken, U2'nun hayranı falan olmadığını söyledi, pek dinlemezmiş U2'yu. Ama, Boğaziçi Köprüsü'nü kendi vatandaşlarına kapatıp, beyleri orada yürütmeyi borç bilmişler anlaşılan.

Bono:

- Abi, bi hayalim var (i have a dream hesabı)

Bizim hükümet:

- Söyle gurban olduğum

3 Eylül 2010 Cuma

Yaptıkları iyi işler de var...

Tamam, muhalif olabilirim; ama bu, yapılan iyi işleri görmezden gelmemi gerektirmez. Böyle düşünerek, iktidarın iyi yaptığı işlere de değineceğim:


  • Dumansız hava sahası
  • Sigara yasağı (filmlerdeki sigaraların buğulandırılması, tiyatro sahnelerindeki, çizgi filmlerdeki sigara görüntülerine ceza kesilmesi, gizli kamerayla donatılmış kol saati ve kalemlerle sigara denetimi (Bilecik Valiliği) gibi uygulamalarla sıtkımızı sıyrıdı mı, sıyrıldı...) 
  • Duble yollar (gazetelerden okuduğumuza göre, bir ay önce bile yapılanlar bozulduğu için tamirat yüzünden kapalı olsalar da, yine de yapıldı mı, yapıldı...)
  • Mali kural (her ne kadar mali kural yasası, hazırlayan makamlar tarafından rafa kaldırılmış olsa da, adı zikredildi mi, zikredildi...)
Bunlar şimdilik kaydıyla, iktidar partisinin 2002'den bu yana gerçekleştirdiği iyi icraatları. Devamı geldiğinde burada okuyacaksınız.

2 Eylül 2010 Perşembe

Evetçilere beş soru

Kendi sorularımı, kendi yanıtlarımı ve bakış açımı paylaşmaya devam edeceğim. Ama bunlar, Ahmet Hakan'ın soruları (30 Ağustos, Hürriyet):

BİR HAYIRCIDAN EVETÇİLERE 5 SORU 



- SORU BİR: Görüyorum ki “demokratik galeyan” halindesin. “12 Eylül'e büyük darbe” deyip duruyorsun... İyi de sevgili “evetçi” kardeşim, 12 Eylül Anayasası ilk defa değişmiyor ki. 12 Eylül Anayasası'na darbenin feriştahı, 2001-2004'te AB uyum yasaları çerçevesinde vuruldu. Şimdikiler sade suya tirit... Madem 12 Eylül Anayasası'nın virgülünün değişmesi bile seni bu kadar heyecanlandırıyor, neden aynı heyecanı 2001-2004 döneminde göstermedin?


- SORU İKİ: Anladık, Kenan Evren ve arkadaşlarının yakasına yapışılacak, 12 Eylül'den hesap sorulacak diye uçuyorsun... İyi ama Kenan Evren ve arkadaşlarının yargılanmaları, bu değişiklikle en azından “tartışmalı”. Bu “tartışmalı” durumu sona erdirmek fırsatı doğdu. Meclis'te hem CHP, hem MHP bu konuda önerge verdi. AK Parti ise bunu kabul etmedi. “Yetmez ama” falan diyeceğine neden dönüp de AK Parti'ye “Neden ama” diye sormuyorsun?

- SORU ÜÇ: Çocuklara, kadınlara, emekçilere, özürlülere olağanüstü güzellikler geliyor falan diyorsun. İyi ama o maddelere itiraz eden yoktu ki... Eğer üç madde geri çekilseydi, o güzellikler referandumsuz falan yürürlüğe girecekti... Neden üç maddenin geri çekilmemesi konusundaki diretmenin hesabını sormak aklına gelmiyor?

- SORU DÖRT: Meclis'te grubu bulunan bütün partiler, istisnasız 12 Eylül Anayasası'ndan nefret ediyor. Meclis'te grubu bulunan bütün partiler, istisnasız 12 Eylül Anayasası'nın değişmesini istiyor... Böyle bir ortamda bir iktidar partisinin, 12 Eylül Anayasası'nda yapmak istediği birkaç değişik konusunda uzlaşamaması sana hiç manidar gelmiyor mu?

- SORU BEŞ: Anayasa değişiklikleri esas olarak yargı alanındaki değişiklikler için yapılıyor. Ama iktidar partisi, propaganda yaparken yargıdaki değişikliklerden söz etmek yerine üzerinde tartışma olmayan maddelerden söz etmeyi tercih ediyor. Bu durum seni rahatsız etmiyor mu?

İki TV programı üzerine

Balçiçek Pamir'in 'Karşıt Görüş' programına denk geldim biraz önce ve çok sabredemedim, ne yalan söyliyeyim.

Akepe kadın kolları başkanı Fatma Şahin ile Ka-der Başkanı Hülya Gülbahar idi konuklar. Konu tabii ki referandum.

Gözlemlerime dayanarak akepelilerin taktiklerini sıralıyorum:

  • karşılarındaki kim olursa olsun, konuşmasına asla izin vermiyorlar, mutlaka araya giriyorlar  
  • moderatör konuşma sırası diye ısrar etse bile, buna hiç uymuyorlar; Balçiçek Pamir'i bu konuda zayıf buldum: epey bir süre öyle olduk ki, üçü de aynı anda konuşuyordu... 
  • 'ay yapmayın ya!' ya da 'nasıl bilmezsiniz ya?' diyerek, akıllarda 'bize bu kadar da haksızlık yapmayın, ne yaptıysak ne söylediysek milletimize olan aşkımızdan yaptık, söyledik, yuh olsun size' tadı bırakan, uygun ses tonlamasıyla yakınma cümlecikleri sürekli kullanıyorlar
  • konuyla ilgili sorulara yanıt vermek yerine, karşılarındakinin en son söylediği üzerine yorumlar yapıyorlar
Bilgi edinmek amaçlı dinlemeyi sevmeyen bir toplum olduğumuz için de, böyle kargaşaya gelemiyoruz ve derhal zaplıyoruz. Aslında biraz sabredenler görüyor ki, sadece boş ve mantıksız konuşuyorlar. İki dakika önce söyledikleriyle çelişen öyle şeyler söylüyorlar ki... Karşılarındaki bunu yüzlerine vurduğunda sarıldıkları silah evrensel:

  • Siz beni yanlış anladınız.  
Hülya Gülbahar, çocukların cinsellikten korunması maddesinin, yoğun tepkileri üzerine cinsel istismardan korunması olarak değiştirildiğini söyledi. Ve ekledi:
''Referandumda 'hayır' çıkmadığı taktirde, yarın öbür gün, anayasanın bu maddesini dayanarak göstererek, mayolu, bikinili, dekolte kıyafetli vs ilanların gazetelerde, sokaklardaki ilan panolarında vs yayınlanmasına izin vermeyerek, tüm milleti kendi muhafazakar çizgilerine çekecekler; çünkü çocuklar her yerde. TRT'de kolsuz bluzla, elbiseyle program yapma yasağı zaten vardı. Bunu tüm Türkiye'ye yerleştirecekler.''
   
* * * *


Bir de Sky Türk'te Meral Akşener'le yapılan bir programı yakaladık tesadüfen. Burada referanduma ilişkin söylediği ilginç geldi bana. Dedi ki:
''Kadınların oyu belirleyici olacak. Batı hayırcı. Doğu'da evet ve boykot önde gözüküyor. Anadolu'da da bu kadar yoğun 'evet' kampanyası, insanları huzursuz etmeye ve 'noluyo ya?' tepkilerine yol açmaya başladı.''